DOLAR 18,6222
EURO 19,4582
ALTIN 1048,411
BIST 4959,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa °C
Anadolu16.com

Buğday ile koyun, gerisi oyun… (II)

24.09.2022
A+
A-

Evet, yazımın başlığı, “buğday ile koyun, gerisi oyun.” Maalesef bu atasözümüzün önemini günümüzde daha çok anlayabiliyoruz.

Buğday ve et ihtiyacını karşılamak için ithalata yönelmemiz acı bir gerçektir.

BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2022’de yayınladığı “BM Gıda Görünümü” raporu ile Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) hazırladığı “Gıda Görünümü” 2022 – 2023  raporu dikkatle incelenmeli ve analiz edilmelidir.

Bu raporlara göre güzel Ülkem, 2020 – 2022 yılları ortalamasıyla dünyada en çok buğday üreten ülkelerden birisidir.

Güzel ülkem, 2019 – 2021 yılları ortalaması ile Mısır ve Endonezya’dan sonra dünyada en çok buğday ithal eden üçüncü ülke konumundadır.

Covid-19 ve Rusya – Ukrayna savaşı vb. küresel sorunlar nedeniyle, tedarik zincirlerindeki yetersizlikler ile birlikte buğday fiyatı artmış, sonuçta sofralarımıza zam olarak yansımıştır.

Yine, basından takip ettiğimiz kadarıyla Tarım ve Orman Bakanlığı, erkek besilik sığır ithalatı için firmalara yetki verilmek üzeredir.

Tarım ve Orman Bakanlığı raporuna göre 2002 yılında 9.803.000 olan sığır sayısı, 2021’de 17.850.000 ve koyun sayısı ise 25.173.000’den  45.177.000’e yükselmiştir.

Nüfusumuzun, olağan ve mantık dışı şekilde göçmen/sığınmacı sayısının giderek artması sonucu sığır ve koyun sayısı yeterli seviyede olmayıp, maliyet artışı sebebiyle üretim yapamayan çiftçilerimiz kaçak et kesimi sebebiyle bu rakamların gerçekliği düşündürücüdür.

Coğrafik özelliğimiz sebebiyle küçükbaş hayvan üretimi yerine, büyükbaş hayvan üretimine ağırlık vermemiz düşündürücüdür.

Kısaca; küçükbaş hayvanlar, güzel ülkemin her bölgesinde çok rahat yetiştirilebilir ve piyasaya sunulabilir. Bakımı ve beslenmesi, büyükbaş hayvanlara göre çok ekonomik ve daha kolaydır.

Küçükbaş hayvanlar, yabani ot mücadelesinde ve yangına karşı mücadelede doğal denge görevi yaparlar.

Doğurganlık oranı yüksek olup, hastalıklara karşı da dayanıklıdırlar. Mera şartlarına uygunlukları sebebiyle, büyükbaş hayvanlara oranla üstünlükleri çoktur.

Tüm bu veriler ışığı altında, güzel ülkemin bereketli toprakları, gerek tarımsal ve hayvansal üretim açısından, gerekse bilimsel açıdan yeniden değerlendirilerek üretim artışlı bir ekonomik sisteme acilen dönülmelidir.

Dünyamızın başına bela olan Covid-19 ile Rusya – Ukrayna Savaşı, “gıda güvenliği” konusunun önemini daha da artırmıştır.

Tarım ve hayvancılığa gerektiği şekilde önem verilmeyişi sebebiyle, ithalata gidilmesi sonucu, köylümüz sahipsiz kalarak kente göç etmiştir.

Artan üretim maliyetleri sonucu (yem, gübre, ilaç, tohum, elektrik, mazot, su vb.) kendi kendimizi besleyebilecek konumdan, ithalata dayalı bir sisteme dönülmüştür.

Son dönemlerde, tarım ve hayvancılık bakanları öyle demeçler verdiler ki hayretler içerisinde kaldık; “Paramız var ki ithalat yapıyoruz.” diyebilen bir bakandan, Fransa Tarım Bakanı’ndan,

tarım ve hayvancılık alanında Fransa’ya katkılarından dolayı 2012 yılında “Tarım Alanında Şövalye Liyakat Nişanı” alan bir bakana…!

Artan girdi maliyetleri sonucu, damızlık ve süt (inek – koyun) hayvan kesiminin artması çok büyük ekolojik ve ekonomik sorundur.

Et ve süt üretimi, maliyet artışlı olarak azalmakta sonuçta bizlerin de tüketimimizi olumsuz yönde etkilemektedir.

Beni üzen esas olgu, damızlık ve süt üreten hayvanların kesime gönderilmesidir.

Topraklarımızı ekemeyen, kendi hayvanlarımıza bakamayıp damızlık hayvanlarımızı bile kesime gönderen çiftçilerimiz, devlet desteğinden yoksun, artan maliyetlerin kurbanı olmuştur.

Pahalı üretim sebebiyle, güzel insanlarımız et ve süt ürünlerini eskisi gibi tüketememekten dolayı “sağlıksız” bir genç nesil oluştuğu acı bir gerçektir.

 

Hatalı ekonomik ve tarımsal faaliyetler sonucu köylerimiz, yaşlı insanlarımızın yaşadığı, üretmeyen, sessiz ve bakımsız hale gelmiştir.

Köylerimizin eski üretim merkezi haline gelebilmeleri için; “taşımalı eğitim” sisteminden acilen vazgeçilmesi, milli gelirden, çiftçilerimize % 1’in üzerinde tarımsal destek verilerek (mazot, gübre, tohum, elektrik, su vb.) köye dönüş ve üretim destekli bir tarım politikası sistemine acilen geçilmesidir.

ABD’li diplomat ve siyasetçi Henry Kissinger’in şu sözü çok önemlidir;  ”Eğer gıdayı kontrol ederseniz, nüfusu kontrol edersiniz.”

Çok haklı değil mi ?

Sağlık, sevgi ve hoşgörü ile kalınız…

YORUMLAR

  1. LEVENT KARAOĞULLARI dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş elinize emeğinize sağlık 👌🏻👌🏻💯

  2. Veysel Budak dedi ki:

    Ulusal refah için Nüfusun kontrol altında azaltılması, Büyük ve küçük baş Hayvanların ise hızla çoğaltılması gerekiyor. Konuyu dikkatlere sunmuş olmanızdan dolayı kutluyorum.