DOLAR 16,7832
EURO 17,4971
ALTIN 974,661
BIST 2443,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa °C
Anadolu16.com

‘Allah’a sığındık, gidiyoruz’

18.05.2022
A+
A-

19 Mayıs 1919 ruhu, ‘tam bağımsızlık’ dik duruşunu yansıtır.

Osmanlı İmparatorluğu ekonomik, siyasi ve toplumsal açıdan yıkım aşamasındadır. Emperyalist güçler kendi aralarında, yerli işbirlikçileri ile paylaşım adı altında ülkeyi istila etme eylemine giriştiler.

Düşman postalı, Anadolu’nun birçok yerine basmakla kalmayıp, tüm değerlerimizi de ayakları altına almaktadır. Gazi Mustafa Kemal’in vizyonu ve önderliği sayesinde kirli postalları ve emelleri, Anadolumuz’dan sonsuza dek kovulmuştur.

1919 yılında, kurtuluş amaçlı bir çok senaryo zihinlerde yer almaktaydı. Bunlar arasında mandacılık, ülkeyi yerel örgütlerle savunma ve Gazi Mustafa Kemal’in zihnindeki parola ise ‘tam bağımsızlık’ kavramıdır.

Atatürk’ün sırdaşı ve en yakın arkadaşı Kılıç Ali, anılarında o günleri şu şekilde dile getirmiştir;

Mustafa Kemal, Şişli’deki evinde yaptığı durum değerlendirmesini şöyle özetliyordu:

Millet ve ordu padişahtan habersizdir. Sadece geleneğe dayanan bir saygı besler. Vatanı kurtarmaktan önce halifeyi kurtarmaya düşünür. Öte yandan, kurtuluş çareleri arayanlar İngiltere, Fransa, İtalya gibi galipleri gücendirmemeyi  öngörüyorlar. Bu şartlar içinde aydınlar da dahil, herkesin aklına gelebilen kurtuluş çareleri, İngiltere veya Amerika’nın ‘manda’sını, koruyuculuğunu kabul etmekten ibaretti. Bunu isteyenler, Osmanlı İmparatorluğu’nu bütünüyle kurtarmak davasında olanlardı.

Mustafa Kemal bu kararların hiçbirini beğenmiyordu; çünkü bunların dayandığı sebepler çürüktü, mantıksızdı. Gerçekte Osmanlı Devleti tarihi ömrünü tamamlamıştı. Suni olarak yaşatılamazdı. Ciddi ve gerçek karar, ancak yepyeni bağımsız bir Türk Devleti kurmak olabilirdi.

İşte, Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’da karaya çıktığı andan itibaren gerçekleşmesine çalışacağı karar buydu.

Gerçek kurtuluşu isteyenlerin parolası, “Ya istiklal, ya ölüm!” olacaktı. Bu karar uygulandı. Millet ve ordu, yüce komutanın kendisine gösterdiği hedefe şan ve şerefle ulaştı.

“Allah’a sığındık, gidiyoruz”  (1)

Tarihimizi belgesel açıdan ele alıp, bizlere sevdiren yazarımız Sinan Meydan, emperyalist İngiltere’nin oyun planlarını ve 19 Mayıs ruhunu ne de güzel yazmış;

Mustafa Kemal, İngiliz etkisi altındaki “güdümlü” başbakanlara, genelkurmay başkanlarına, içişleri bakanlarına ve “hain” valilere karşı Türk ulusunun namusu, onuru ve vatanı için mücadele eden Kuvay-ı Milliye’yi güçlendirip ne pahasına olursa olsun korumaya çalışmıştır. 

“1919 Yılı Mayısı’nın 19. Günü Samsun’a çıktım..”

Nutuk, bu cümleyle başlar: 

Atatürk, böylece Türk Bağımsızlık Savaşı’nın 19 Mayıs 1919’da başladığını vurgulamak istemiştir.    

Yani 19 Mayıs 1919 bir semboldür; gelecek nesillere, emperyalizme karşı verilen ilk ulusal Kurtuluş Savaşı’nı anımsatan bir sembol…  

Yunan işgalinin arkasındaki İngiliz desteğinin ve İngiliz siyasetinin farkında olan Mustafa Kemal, Anadolu’ya geçtikten sonra “tam bağımsızlık” parolasıyla bütün işgalcileri Anadolu’dan söküp alacak bir “kurtuluş planını” uygulamaya koymuştur. (2)  

Dünyanın en büyük emperyalist ülkesi olan İngiltere ‘leş kargası’ kimliğiyle ve yerli işbirlikçileriyle beraber büyük bir plan tezgahlamaktadırlar. İngiltere’ye sığınmaktan başka çare akla getirmeyip, sadece şahsi çıkarlarını düşünen halktan kopuk padişah ve yandaşları için sonun sonu gelmişti…

Tarihçi ve edebiyatçı Turgut Özakman, o karanlık günleri şöyle özetlemektedir;

İngiltere Savaş Bakanı Lord Kitchener bir açıklama yapar: “Türkiye’yi yok edinceye kadar savaşacağız!” 

Damat Ferit, Amiral Calthorpe’a şöyle diyecektir: “Padişahın ve benim yegane ümidimiz, Allah’tan sonra İngiltere’dir.’’

Vahidettin, 30 Mart 1919’da, Damat Ferit aracılığıyla ‘kendi eli ile yazdığı bir tasarıyı’ İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe’a ulaştıracaktır. Özeti şudur; “Osmanlı İmparatorluğu’nun 15 yıl müddetle İngiliz sömürgesi olması.”

Osmanlı hükümdarının kurtuluş reçetesi budur. Vahidettin, İngiliz sömürgesi olabilmek ümidiyle her türlü yola baş vurur. Aklına onurlu, başı dik, bağımsız bir Türkiye gelmez. 

İngiltere Başbakanı Lloyd George;

“Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısı, Yunanistan’dır.”   

“Yunan ordusu, M. Kemal kuvvetlerini yenecektir.” 

“… birkaç gün sonra, şu asi Mustafa Kemal ile birlikte Türkiye sorunu da tarihe gömülecek.” (3)  

Tüm karamsarlıklara karşın elbette bu kötü gidişatın bir çaresi de olmalıydı…

Güzel ülkemin “beka” sorunu tüm dengeleri bozmuştu. Bir şeylerin yapılması gerekirdi. Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi evlatlarından Prof. Dr. Afet İnan’ın kaleminden, Mustafa Kemal’in yaptıkları;

15 Mayıs 1919 günüydü.

İstanbul’da Kız Kulesi açığında demirli bulunan ve hareketinden önce muayene edilmek üzere işgal kuvvetleri tarafından tevkif olunan  Bandırma vapuruna motorla gelen birisi, kaptana, olanca süratiyle hemen hareket emrini verdi:

“Karadeniz’e !”

Bandırma vapurunda ki kahramanın ruhunda sınırsız vatan sevgisi ve millet aşkı yanardağ gibiydi. Denizleri bile kurutacak bir yanardağ!..

Deniz yol verdi ve kahramanı taşıyan Bandırma vapuru Samsun’a ulaştı.

Köhne Bandırma vapuru, fırtınalı bir gecede Karadeniz’in iri dalgalarıyla didişerek ilerliyordu. Hiç şüphesiz böyle bir gemiyi Karadeniz’in kudurmuş dalgalarına salıvermek bir cinayetti ve hiç şüphesiz bu cinayet bile bile işlenmişti.

19 Mayıs’ta, fırtına dinmediği halde zar zor karaya çıkan Mustafa Kemal’in en ayırıcı niteliği, vatan ve millet meselelerinde maceradan kaçınmasıdır. Her şeyi önceden gayet iyi düşünen, her yanıyla inceleyen, ondan sonra kesin kararını verip mutlaka uygulayan bir insandı. 

Mustafa Kemal, Samsun’a ayak bastığı zaman vaziyet ve manzara-i umumiye son derece kötüydü. Ülkeyi Birinci Dünya Savaşı’na sürükleyenler kaçmış, padişah anavatanı düşman işgaline açık bir alan sayarak ellerine teslim etmişti. Ordunun elinden her türlü silah alınmış, asker terhis edilerek dağıtılmıştı. İşgaller bölge bölge gerçekleşmişti. Yunan ordusu da bu arada İzmir’e çıkmış, sonsuz cinayetlerine başlamıştı. (4)       

Mustafa Kemal Atatürk’ün, 19 Mayıs 1919 tarihinde ülkeyi saran emperyalist kuşatmadan kurtararak kayıtsız ve şartsız “ulus egemenliğine” dayalı çağdaş bir Türk Devleti oluşturmak amacıyla, Samsun üzerinden Anadolu’ya çıkması tüm planları bozmuştur.

Yaşasın… 19 Mayıs 1919 ruhunun, emperyalizme karşı dik duruşu…

Yaşasın, Tam Bağımsız Türkiye…

19 Mayıs 1919 zaferimizin 103. yıldönümünü tüm ulusça doya doya kutlayalım…

Ne dersiniz…

Sağlık, sevgi ve hoşgörü ile kalınız.

Kaynaklar:

1 – Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Anıları – Derleyen Hulusi Turgut – T. İş Bankası Kültür Yayınları

2 – Sinan Meydan – Atatürk’ün Gizli Kurtuluş Planları “Parola: Nuh” – İnkılap Yayınevi

3 – Turgut Özakman – Şu Çılgın Türkler – Bilgi Yayınevi

4 – Afet İnan – Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler – T. İş Bankası Kültür Yayınları

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.