DOLAR 16,7832
EURO 17,4971
ALTIN 974,661
BIST 2443,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa °C
Anadolu16.com

Kronik hastalık riskini azaltmak

25.05.2022
A+
A-

Şeker hastalığının oluşum mekanizmasını anlatmış olduğum makalelerimi okuyanlar hatırlayacaklar, bu hastalık öyle bir gece yarısı ansızın çalmıyor kapımızı. Yavaş yavaş sinsi sinsi, kendisini belli etmeden uzun yıllar içinde oluşuyor.

Açlık kan şekerinin 100’ü geçmesi oldukça uzun bir süreçte gerçekleşiyor. Avrupa, Amerika ve Türk Endokrinoloji derneklerince gizli şeker olarak kabul edilen 100 sınırını geçtikten sonra metabolik sorun adeta vites artırıyor, hızlanıyor ve 126’yı yani diyabet tanısı koymak için belirlenmiş olan sınırı geçiyor.

Diyabet sınırına ulaşmış olan metabolik sorun, şayet yaşam tarzı değişiklikleri yapılmamışsa, hızını daha da artırıyor. Pek çok kişi bu sinsi hastalığa yakalandığını ilk kez öğrendiğinde şekeri 200’lü, 300’lü hatta daha yüksek değerlere ulaşmış oluyor. Tanı konduğu sırada bile pek çok kişi hiçbir sıkıntısının olmadığını ifade ediyor. Oysa tüm vücuda yayılmış durumda olan damarlarda sıkıntı çoktan başlamış oluyor. Damarlarda sıkıntı başlaması ise tüm organların sağlığının bozulması demektir.

Damarların dili olsa konuşacak, ”Yapma etme! Harap oluyorum… Bu kadar yüksek oranda şekerli suyun ne işi var damarlarda? Bu zehirli sıvıyı neden taşıyorum ben!” diyecek ama diyemiyor. Onun yerine organlar dolaylı bir şekilde bir şeyler ifade etmeye başlayabilir:

* Kalp önceleri hafif hafif sonraları giderek artan sinyaller verebilir. Göğüste yanma, ağrı veya çarpıntı olabilir. Merdiven ya da yokuş çıkmak giderek daha zorlaşabilir.

* Beyinden baş dönmesi, unutkanlık ve benzeri sinyaller gelebilir.

* Görme bulanıklığı veya görmede azalma gibi sinyaller alınabilir.

* Böbrekler kanda artan şekeri atabilmek için ha bire fazla mesai yapabilir. İdrara çıkma sıklığı artabilir.

* Bacaklar eskisine göre daha çabuk yorulabilir.

* Ağız kuruması ve çok su içme isteği olabilir.

* Beklenmeyen kilo kaybı olabilir.

* Enfeksiyon hastalıklarına yatkınlık olabilir.

Diyabet konusunda insanların davranışları farklı farklı oluyor:

* İnsanların bir kısmı doğru yaşam tarzından hiç sapmıyor, şekerin ‘ş’si ile bile hiç karşılaşmıyor.

* Bazı kişiler henüz hastalık vites büyütmemişken, insülin direnci veya gizli şeker safhasında iken hekimlerin önerilerine uygun davranıp şeker hastalığına yakalanmaktan kurtuluyor.

* Bazı kişiler diyabet tanısı konduktan sonra ama kalp krizi, felç ve benzeri hastalıklarla karşılaşmadan önce hekimlerinin tüm önerilerine uygun davranmaya başlıyor.

* Kimisi diyabet tanısı konduktan sonra bile umursamaz davranıyor. Bu kişiler organlarında işlev bozuklukları en uç noktalara gelinceye kadar, ‘Bana bir şey olmaz, iyim…’ demeye devam ediyor. Kalp krizi, felç, göz içinde kanama, böbrek yetmezliği oluncaya kadar diyabeti ve onun gereği olan yaşam tazı değişikliklerini yapmıyor, hekimin uygun gördüğü tedavilere uymuyor, sıkı takip işini angarya olarak görüp buna uymuyor. Ancak işler bu noktalara geldikten sonra hekimin dediği her şeyi yapmaya hazır hale geliyor.

* Bazı kişiler diyabete bağlı kalp krizi veya felç gibi hastalıklarla karşılaştıktan sonra bile yeme içmeye özen göstermiyor, tedavilere uyum göstermiyor, takip ve kontrol olmuyor.

* Bu sabah yaşamış olduğum son örnekte olduğu gibi, sadece 3 ay önce 400’ü aşan şekerle gelip insülin ve haplara başladığımız, sonra insülini kestiğimiz, daha sonra hap sayısını azalttığımız ve en sonunda tüm haplarını kestiğimiz yani torba dolusu ilaç ve iğneden kurtulan hastalar da oluyor.

Hiçbir tıbbi tedaviye ve torbalar dolusu ilaca ihtiyaç duyulmayacak doğru yaşam tarzının benimsenmesi dileğiyle sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
4 Haziran 2021
3 Mart 2022
10 Mayıs 2022
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.