Hantavirüs Vakaları ve Tahliyeler
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, MV Hondius gemisindeki hantavirüs vakalarına ilişkin yürütülen çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Tedros, şu ana dek daha geniş çaplı bir salgına işaret eden bir belirti görülmediğini söyledi ancak durumun değişebileceği uyarısında bulundu.
Uzun kuluçka süresi olan hantavirüs nedeniyle önümüzdeki haftalarda yeni vakaların ortaya çıkmasının mümkün olduğu vurgulandı. Gemide üç yolcunun yaşamını yitirmesi uluslararası dikkat çekti; şu anda bu enfeksiyon için onaylanmış bir aşı veya spesifik bir tedavi bulunmuyor.
Tahliyeler ve Uluslararası Tepkiler
MV Hondius’ta bulunan 120’den fazla yolcu ve mürettebat, pazar ve pazartesi günlerinde tahliye edildi. Tahliyenin ardından birçok ülke, DSÖ’nün 42 günlük karantina ve sürekli takip önerisini uygulamayı tercih etti. Bazı ülkelerde yolcuların kabulü ve tedavi yerleri konusunda diplomatik gerilimler yaşandı; Cape Verde gemiyi kabul etmeyi reddetti, İspanya ise geminin Kanarya Adaları açıklarına demirlemesine izin verdi.
Türk Vatandaşlarına İlişkin Durum
Gemide bulunan üç Türk yolcu dün akşam Sağlık Bakanlığı’na ait uçakla Türkiye’ye getirildi ve evlerinde karantinaya alındı. Bakanlık, daha önce getirilen iki kişiyle birlikte toplam 5 Türk vatandaşının test sonuçlarının negatif çıktığını duyurdu. Bu kişiler İstanbul’daki evlerinde 42 gün karantinada tutulacak; halk sağlığı ekipleri her gün ev ziyaretleriyle kontrolleri sürdürecek ve üç isim 10 günde bir test verecek.
Virüs Hakkında Bilgi ve Uzman Görüşleri
Hantavirüs, kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğüyle bulaşabilen bir grup viral enfeksiyonu ifade ediyor. İlk kez 1978’de Güney Kore’de tanımlanan virüsün, mevcut vakalarda izole bölgelerde görülen farklı bir türe bağlı olduğu ve küresel yayılma riskinin düşük olduğu belirtiliyor.
Hastalığın seyrinde bazı kişiler hafif grip benzeri belirtilerle iyileşirken, ağır vakalarda ciddi solunum problemleri gelişebiliyor. Uzmanlar, sosyal medyada dolaşan doğrulanmamış bilgilerin yerine resmi sağlık kurumlarının açıklamalarının takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.
