DOLAR 18,6316
EURO 19,3925
ALTIN 1047,468
BIST 4923,23
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa °C
Anadolu16.com

Zafer Partisi kongresinden notlar…

Zafer Partisi kongresinden notlar…
03.10.2022
A+
A-

Gazeteci yazar Nihat Genç, dün Ankara’da gerçekleştirilen Zafer Partisi’nin 1. Olağan Genel Kurulu’nda yaşananları ve izlenimlerini yazdı.

Genç, büyük bir heyecana sahne olan Zafer Partisi kongresinden edindiği izlenimlerinde,”siyasi hayatımızda yepyeni bir tarih başlıyor” ifadesini kullandı.

Genç, ”Türkiye’de de anti-kapitalist anti-göçmen Zafer Partisi’nin kurulu iktidar ve muhalif düzeni altüst eden çıkışlarına şahit olduk!” dedi.

İşte Gazeteci Yazar Nihat Genç’in veryansintv.com internet sitesinde yayınlanan o yazısı:

”Dün Ankara’da uzun bir yolculuğun ilk durağı büyük bir tarihe an’a şahit olduk!

Türk Devletleri’nin ‘kuruluşuyla” ilgili tarihimizin efsanevi hikayeleri vardır, mesela, devlet, ordu, yenildiği ya da dağıldığı zaman köylüler SEYMEN düzermiş.

Seymen düzmek, köylüler, çocuklarını yeni devlete ordu asker olsun diye gönderirmiş, ki, Cihan Harbi’nde Osmanlı’nın yenilmesinden sonra Ankara’nın Seymenlerinin Dikmen Tepesi’nde Mustafa Kemal’i karşılaması gibi.

An itibariyle dünyadaki en büyük siyasi gelişme, Avrupa kıtasında çok büyük siyasi türbülanslar yaşanıyor ve Avrupa’nın göbeğinde anti-kapitalist anti-göçmen partiler çok kısa sürede ikinci ya da birinci parti konumuna yükseliyor!

Türkiye’de de anti-kapitalist anti-göçmen Zafer Partisi’nin kurulu iktidar ve muhalif düzeni altüst eden çıkışlarına şahit olduk!

Dört bin kişilik kongre salonu tıka basa doluydu, neden daha büyük salon tutmadınız, dedim, paramız yoktu, bu yüzden, sadece altı bin kişiye davetiye çıkarttık ve iki bin kişi de dışarda kaldı!

Büyük bir heyecana sebep olan Zafer Partisi kongresinin iktidar yahut muhalif tek bir medya kuruluşunda tek satırlık dahi haber olamayışı hem iktidar hem muhalefetin ne kadar büyük bir paniğe kapıldıklarını gösteriyor!

Korkunun büyüklüğüne bakar mısınız, Zafer Partisi kongresi, tek satırlık yer bulmadı!

Yani koskoca medya koskoca partiler sözcüler kendi inşa ettikleri mezarlıktan şimdi ıslık çalarak geçiyorlar!

Tam dört saat, kongre salonu içinde ve salonunda, Anadolu’dan gelmiş yüzlerce insanla fotoğraf çektirdim ve kısa kısa sohbetler yaptım, çok büyük bir müjdem var, siyasi hayatımızda yepyeni bir tarih başlıyor!

Abdülhamit’i deviren İttihatçılar ve başta Ziya Gökalp ve arkadaşları Meşrutiyet’le gelinen yere ‘Yeni Hayat’ adını verip aynı adla dergiler çıkartıp yazılar yazdılar!

Duyduk duymadık demeyin Ankara’da kılsız çersiz çöpsüz tavizsiz ödünsüz yepyeni bir Yeni Hayat başladı!

1970’lerden bugüne Ankara’daki sağ-sol bütün partilerin kongrelerini kalabalıklarını heyecanlarını izlemiş bir kardeşiniz olarak burada tarihe bir kaç satır bırakacağım!

CHP, PKK ve Fetö ve Seyit Rıza vs. helalleşmesiyle köklerini inkar edip Cumhuriyet’ten resmen koptuğunu defalarca deklare etti.

Bugünlerde Ekonomi Bakanı Nebati’nin tipine ve diline ve gündeme hiç uygun düşmeyen ağır entel ‘epistomolojik kopuş’ cümlesiyle herkes dalgasını geçiyor!

Ancak, bu epistomolojik kopuş ifadesini bulan bir yer var, dün, milli irade yerini buldu ve CHP’nin kendi tarihiyle epistomolojik kopuş’u da nihayet tamamlanmış oldu! Çünkü artık Müdafaa-i Hukuk’un ve milli hakimiyetin yepyeni bir adresi var!

Zafer Partisi’nin şehirli ve hepsi iyi okullarda okumuş bir kalabalığı vardı! Onlarca kadın doktorla tanıştım, onlarca yeni mezun mimar gençle tanıştım!

İnsan kendini pırıl pırıl kültürlü tertemiz sorumlu ışıldayan vatansever bir kitlenin içinde bulunca biz de çoktan bitmiş ama nazikane devam eden sosyal ve siyasal dünyamızda derin bir ‘epistomolojik kopuş’ yaşadık!

İlk dikkatimi çeken istisnasız hepsinin çok hijyenik ‘şehirli’ oluşları! (Bu yepyeni şehirli milliyetçilik-vatanseverlik üzerine çok yazılar yazacağım)..

İkinci dikkatimi çeken, çok temiz giyimli bu kitle salonu sokağı kapıya ve tuvaletleri hiç bir ikaz olmadan tertemiz tuttu ve tek bir çöp bırakmadı.

Ve asıl dikkatimi çeken, kalabalığın çok ama çok azı sigara içmek için kapıya çıkıyordu..

Ve salon kapısındaki izdihama rağmen itiş kakış bağırma çağırma hiç olmadı, aşırı ölçülü ve saygın bir kalabalıkla karşılaştık!

Bir ara bir tuhaflık da oldu, salondan, ‘Ümit Başkan burada Escobar nerede’ sloganı atıldı mı diye mi, anlamadık, bir anda salonun emniyetiyle sorumlu polisler salonu ve kongre alanını terk etti!

Küçük güzellikler de yaşandı, konuşmaları laf atarak kesen bir meczup kardeşimize hiç bir şekilde müdahale edilmedi ve salondan çıkartılmadı, genel başkan konuşmasının en heyecanlı bölümlerine dahi maydanoz olan bu arkadaştan kimse rahatsız olmadı kızmadı bağırmadı!

Salon, kongre açılışında coşkulu marşlarını söyleyip bir kaç slogan atıp Ümit Özdağ’ın konuşmasını yer yer alkışlarla kesip dinlediler!

Ümit Özdağ’ın konuşması ve kitlesiyle ilişkisi üzerine de şunlara şahit oldum, iki gün önce bir saat kadar Ümit Özdağ’ın ziyaretindeydim, kadınlar ve gençlerden gündemle ilgili çarpıcı notlar raporlar anekdotlar geliyor ve Ümit Özdağ uzun uzun not alıyordu, ki, Ümit Özdağ konuşurken gençlerden ve kadınlardan gelen bu uzun uzun ayrıntılı notlarla konuşmasını süslediğini fark ettim!

Bir ara, Ümit Ozdağ’a, etrafınız size Ümit Başkan ya da Ümit Hoca diye hitap ediyor, dedim, Ümit Özdağ, ben, bana ‘Ümit Ağbi’ diye hitap edilmesini istiyorum, dedi!

Trabzon, Samsun, Elazığ, Hatay, Muratpaşa, Bursa, İzmir, İstanbul, Konya, hangi görüşmemi anlatayım, ancak, önceden karar kılmışlar gibi, hepsi anlaşmış gibi birbirlerinin aynısı çok yakın cümleler kurdular!

İttihat Terakki yenilince, yerini Müdafaayı Hukuk’a bıraktı ve Müdafaai Hukuk Cumhuriyet’i ve CHP’yi kurdu. Ancak bugün CHP Kuvayı Milliye’yi kovdu ve CHP, Hürriyet ve İtilafçıların Damat Feritçilerin eline geçti. Sohbetin devamında Zafer Partisi sizin için neyi ifade ediyor diye sorduğunuzda ‘Türk Milleti en zor dönemlerinde her zaman milli bir refleks bir irade çıkartmıştır’ dediler. Ve, hani olmaz ya, burada da bir hayal kırıklığı yaşarsanız, dedim, anlaşmış gibi hepsi, biz burada ‘milli irade ve milli refleksin’ çok kısa sürede organize olup kurumsallaştığına bir daha şahit olduk, aslolan milli iradedir!

Kalabalıktan biri Zafer Partisi’ne Yörük ve Türkmen köylerde oluşan yoğun ilgiyi anekdotlarla anlatıyor, bir diğeri, daha önce CHP ve başka partilere oy veren aile ve çevresindekilerin nasıl büyük hayal kırıklığına uğrayıp dönüştüğünü amcası dayısı oğlu komşusu örnekleriyle veriyor!

Şaşırdığım bir nokta da kitlede Altılı Masa ve İslamcı iktidara ve CHP ve MHP’ye karşı küfürlü tek laf duymadım ve hınç ve öfkeye hiç şahit olmadım.

Aksine, evet, taşa taşa coşa coşa gelen fırtına kurumuş dereleri taşırmış ve ama kitlede artık yolunu bulmuş kararını vermiş insanların kendine güveni ve rahatlığını gördüm, gelmekte olan ‘sel’ artık nereden akacağını nereye akacağını çok iyi biliyor!

Kongre salonunda bu selin Türk Milleti’nin kalbinden geldiğine inandım!

Yani, taşkın ve çok hararetli ve sinirleri yıpratılmış bir kitle beklerken duygu yoğunluğundan daha çok külün altında ateş gibi sabırlı ve bilgili ve çok kontrollü insanlar gördüm!

Şakaklarından kan fışkırıncaya kadar slogan atan delilenip bağıran insanlar değil külün altından pırıl pırıl parlayan ateşi gördüm!

Yani bu salonu damgalamayı ve kriminalize etmeyi bekleyenler, kışkırtılmaya hazır kontrolsüz bir gerginlik bekleyenler (nasılsa pek yakında herkes görüp şahit olacak) avuçlarını yalayacak!

Salonu dolduranlar hangi şehirden daha önce hangi partiden geliyor olsalar da ortak noktaları, milli irade, milli meclis, bağımsızlık, vatanseverlik, Cumhuriyet, Türklük, vs. gibi çok temel kavramlar!

Millet, vatan, milli direniş, vs. gibi bu çok temel milli kavramlarla konuşan ve yaşayan herkesi dava arkadaşları görüp çok büyük heyecan duyuyorlar!

İstisnasız hepsi, uluslararası şirketler, tarikatlar medreseler ve İslamcı iktidar ve PKK ve Fetö’yle iç içe muhalefetin varlığıyla ve ekranlarla ‘milli benliğimizi’ tamamen kaybettiğimizi söylüyorlar!

Ve sımsıcak ve çok kararlı milli heyecanlarıyla Zafer Partisi’nin tavizsiz ödünsüz radikal bir milli irade gösterip milli bir cephe kurma cesaretine hayranlık duyup artık ortaya çıkma zamanı çoktan geldi diyorlar!

On yıllarca çok arayıp da bulamadığım bu kararlı vatansever insan selinin ortasında bir anda kendimi bulunca, ben de gevşedim kendime geldim, zaman zaman nutuk çeker gibi, küçük espriler de yaptım!

Amerikan altın şirketlerine karşı dahi dava açacak bir milli avukat bulamıyoruz, narko siyaseti soruşturacak milli bir savcı bulamıyoruz, Fareo Adaları’na karşı bir milli bir futbolcu dahi bulamıyoruz! En son, gördünüz, Tanju Özcan’ı dahi kovdular! Bir tane milliciye dahi tahammül edemediler! Kılıçdaroğlu’nu Anayasa Mahkemesi’ne değil Futbol Federasyonuna şikayet edeceğim, çünkü, üç tane yerli futbolcu oynatma kuralına dahi uymuyor, hepsi yabancı, sahaya, Fetö’yü PKK’yı Seyit Rıza’yı sürüyor! Ancak milli olan sadece tribünler, onlar da, Fetö’cü PKK’lı takım kazansın diye Uğur Dündarlar eşliğinde İzmir Marşları söylüyorlar!

Kongre devam ederken, partili üyeler, oylarını kullanmak için düzen içinde saygıyla sandık başlarında kuyruk oldular, epeyce yanlarında kaldım, uzun uzun memleketi konuştuk, hiç birinin ağzında parti içi entrika dedikodu tezgah dümen yoktu. Sandık başında, hem kulaktan kulağa partiyi PKK’nın ele geçirdiğini konuşup ama zavallıca ve çaresizce tıpış tıpış oy veren CHP’liler yoktu… Ve kulaktan kulağa Tuncay Özkanlar, belediyeler, Yapı Kredi kredileri, Levent Göktaş ve Enver Altaylı bağlantılı danışmanları çekiştirip ve ama kendi iradeleri olmadan zoraki oylarını yine de Sezgin Tanrıkullarına atan CHP’li delegelere hiç benzemiyorlardı!

Türk Milleti’nin çaresiz kaldığına asla inanmıyorlardı!

Çaresizlik ve ümitsizlikten yılgın yeis konuşanları hiç sevmiyorlardı!

Umudumuz boşa değilmiş!

Bir daha yine en çaresiz çıkışsız büyük yenilgiler ve yolsuzluklar ve felaketler yaşadığımız bir anda Türk Milleti’nin vatansever çocukları bir kez daha toprağı yarıp yerden çıktılar bulutları delip gökten indiler!

Salonda, boğulmaya susturulmaya yok olmaya imha edilmeye ve milletinin ve kendilerinin yok edilmesine asla sessiz kalmayacak çok büyük bir ideal gördüm!

Hiç birinin aklı fikri dağınık değildi!

Denizler ortasında gemiciler gelmekte olan rüzgarları fırtınaları anlayabilmek için bulutların şekline ve yönüne bakar!

Fırtınalar ortasında bir denizci gibi dünkü Zafer Partisi Kongresine baktım!

Yorgun umutsuz ve kararsız ve aksi tek bir insan görmedim!

Gelmekte olan fırtınanın tarihine Türk Milleti’nin varlığına ve iradesine bir kez daha şahit oldum!

Bugüne değin aldatılmış satılmış ihanete uğramış çürümüş hurdaya kaldırılmış bütün eski siyasetlerin paslanmaya yüz tutmuş benlikleri yeniden toplanıp tek bir potada ve çok yüksek memleket sevgisi ateşiyle yeniden eritildiğine şahit oldum!

Demir tavında dövülüyor, artık korkum yok, Türk Milleti’ne hiç bir güç, uluslararası şirketlerini, mandacılığını, medreselerini, Fetöyü, PKK’yı tarikatları, sarayı, halifeyi daim kılamaz, dayatamaz!

Ve kitleyi bu solanda tek yürek bir arada tutan, Ümit Özdağ’ın konuşmasını bitirdiği slogan:

YAŞASIN CUMHURİYET!

Nihat Genç

3.Ekim.2022”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.