DOLAR 16,7832
EURO 17,4971
ALTIN 974,661
BIST 2443,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa °C
Anadolu16.com

Sanatın Gücü…

Sanatın Gücü…
21.02.2022
A+
A-

İnsanlar arasında etkileşim söz ile başladı.

Her söz aynı etkiyi yaratmaz; çok söz laf kalabalığıdır, az söz sanattır.

İyi veya kötü olsun her insan her şey olabileceği gibi her sözü de söyleyebilir ama sanatçı olamaz, sanatçının sözünü de söyleyemez.

Bazıları söyledikleriyle halkını kandırır. Dini değerlerini, milli duygularını ve emeğini sömürür. Kendine o kadar bağlar ki ihtiraslarının kulu, kölesi yapar. Kendini hayatın her alanında toplumsal yaşamın merkezine oturtur. Söylediği az sayıdaki doğruları ile söylediği çok sayıdaki yanlışlarının üstünü örter.

Kandırdığı insanlar ise onun hep doğru söylediğini savunur. Kepaze edilseler de kendilerini dünyanın en itibarlı kişileri bilir. Karınları açlıktan guruldasa da kendilerini darı ambarında sanır. Baştan ayağa budalalık aksa da kendilerini dünyanın en akıllı insanlarından sayar.

Bir de bunların tam tersini düşünen ve yapan insanlar var: Seven, saygı duyan, çalışkan, vicdanlı ve ahlaklı olan, aklını kullanan, kula kulluk etmeyen, baskıya boyun eğmeyen aklı ve vicdanı hür insanlar!

Türkiye, kandırılmışlığın ve kör itaatin yoğun şekilde yaşatıldığı karanlık bir süreçten geçiyordu ki iki gün önce söz konusu karanlığın ucunda bir ışık belirdi. Bir umut ışığı…

Türk halkı, sıkıştırıldığı cendereden kurtulmak için ülkenin hem mangalda kül bırakmayan, hem de hiçbir şey yapamayan üstelik de hantal muhalefetinden ve ahkam kesen aydınlarından bir çıkış yolu bulmalarını ya da çaresizlik içinde Allah’ın tokadını beklerken, hiç ummadığı bir cenahtan, bir sanatçıdan, Tarkan’dan kurtuluş umuduna dair bir ışık yakıldı.

Dünyada Türkiye denince akla gelen üç isim var: Birinci sırada Atatürk, ikinci sırada Nazım, üçüncü sırada ise Tarkan. Bu gerçek, bize sanatın gücünü gösteriyor. “Atatürk sanatçı mı ki?” diye içinizden geçirdiğinizin farkındayım. Evet, Atatürk, her konuda olduğu gibi sanatın da önünü açan dünyanın en seçkin lideridir. Yoksa “Karanlığın ve aydınlığın gelişini herkesten önce hisseden ve ona karşı koyma cesaretini gösterenler sanatçılardır”, “Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” diyebilir miydi? Yüz yıl önce tarihin akışını değiştiren ve gelecek daha nice yüzyıllarda da aynı kudrette tarihe yön verebilecek olan “Geldikleri gibi giderler” sözünü söyleyebilir miydi?

Tarih boyunca insanlığı en çok, sanatın gücü derinden ve kalıcı şekilde etkilemiştir. Çünkü dünyadaki en dürüst tanrılar, gerçek sanatçılardır. Kimseye “Bize iman veya itaat edin” demezler. Bütün insanlara karşı aynı mesafededirler. Ayrıştırıcı, çatıştırıcı değildirler. İçten ve dıştan gelen baskılara karşı isyanlarını, yarattıkları sanatsal değerlerle hem de rahatsız edici boyutlarda ifade ederler. Kişisel hiçbir menfaat beklemeden karşılıksız ve yağmur adaletinde herkese eşit sunarlar. Canları pahasına da olsa insanları özgürlüklerine kavuşturmak amacıyla tanrısal mesajlarını vermekten çekinmezler.

Bunlardan biri de söylediği “Geççek” şarkısıyla halkımızın AKP’nin esaretinden kurtulacağının umudunu veren, belki de müjdesini veren Tarkan kardeşimdir.

Hakikaten de AKP’lilerin, sonunda tek adam rejimine evirdikleri bu ceberut yönetim anlayışı, insanımızı insanlığından etti. İyilik, güzellik adına ne varsa hepsini sildi süpürdü. Yerine, yukarıda değindiğim insan doğasına aykırı zorbalığı ve bu zorbalığa boyun eğen lümpenliği getirdi. Öyle ki kimsenin geçmediği bir köprü, bir otoyol, uçmadığı bir havaalanı yapmakla halkın iradesini satın alıp ömür billah iktidarda kalacaklarını sanıyorlar. Akıllarının almadığı şey; zulümle abat olunamayacağını ve demokrasi ile laikliği tatmış Türk halkının ilelebet zulme boyun eğmeyeceğini bilmiyor olmaları. Bir de galiba bu ülkedeki herkesi kendileriyle karıştırıyor olmaları.

Atatürk’ün “Geldikleri gibi giderler” sözünün tarihte bıraktığı izin önemini kavrayamadıkları için de bugün Tarkan’ın “Geççek” şarkısıyla doyamadıkları iktidarlarından taburcu oluyorlar.

Halkın özlemini çektiği şarkıyı söylediğin için diline sağlık, sevgili Tarkan.

Yaş ortalaması otuz iki olan genç Türkiye Cumhuriyetinin morali ve heyecanı dorukta, zillerini takmaya hazır seksen dört milyon yurttaşı; hadi hep beraber; Geççek geçek elbet bu da geççek. Gör bak umudun gününü gün etçek…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.