
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>POLİTİKA arşivleri | Anadolu16.com</title>
	<atom:link href="https://www.anadolu16.com/category/politika/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.anadolu16.com/category/politika/</link>
	<description>Bursa, ulusal ve dünya haberleri</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Feb 2026 17:51:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.5</generator>
	<item>
		<title>Geçmiş Bayramları Anımsayarak Bayramınızı İçtenlikle Candan Kutlarım</title>
		<link>https://www.anadolu16.com/gecmis-bayramlari-animsayarak-bayraminizi-ictenlikle-candan-kutlarim-3/</link>
					<comments>https://www.anadolu16.com/gecmis-bayramlari-animsayarak-bayraminizi-ictenlikle-candan-kutlarim-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ilkerguner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 17:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.anadolu16.com/gecmis-bayramlari-animsayarak-bayraminizi-ictenlikle-candan-kutlarim-3/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan bayramlaşmalar, günün anlamına uygun şekilde; ihtiyacı olanların unutulmadığı, sevgi ve saygının içtenlikle yaşandığı, küskünlüklerin ve kırgınlıkların geride bırakıldığı, empatinin yapıldığı, her türlü olumsuz duygu ve düşünceden arınıp temizlendiğimiz o güzel anılarla dolu çocukluk günlerimin bayram günleri geldi aklıma. Annemin tereyağlı pekmeze bandırdığı bazlamaların serili olduğu tepsiyi başımızda taşıyarak, önce durumu iyi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/gecmis-bayramlari-animsayarak-bayraminizi-ictenlikle-candan-kutlarim-3/">Geçmiş Bayramları Anımsayarak Bayramınızı İçtenlikle Candan Kutlarım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan bayramlaşmalar, günün anlamına uygun şekilde; ihtiyacı olanların unutulmadığı, sevgi ve saygının içtenlikle yaşandığı, küskünlüklerin ve kırgınlıkların geride bırakıldığı, empatinin yapıldığı, her türlü olumsuz duygu ve düşünceden arınıp temizlendiğimiz o güzel anılarla dolu çocukluk günlerimin bayram günleri geldi aklıma.</p>
<p>Annemin tereyağlı pekmeze bandırdığı bazlamaların serili olduğu tepsiyi başımızda taşıyarak, önce durumu iyi olmayan komşularımızın kapısını çalar, ellerini öper, tatlı bazlamaları ikram ederdik sorumluluğumuzu yerine getirdiğim o saf, sade ve içten günlerin güzel insanları ve yarattığı ortamlar gözümün önünde bir film şeridi gibi geçti. Annem, kardeşlerimle birlikte bizleri bir gün önceden bizleri yıkar, güzelce giydirerek bayrama hazırlardı. Heyecanla beklediğimiz bayram sabahının o sevgi ve saygı selinin yaşandığı günleri geçirdiğim köyümdeyim bugün.</p>
<p>Bayram kutlamaları için sabırsızlanan çocukların sevgi gördüğü, büyüklerin şefkatle kucak açtığı, komşuların ve dostların birbirini ziyaret ettiği, varsa kırgınlıkların unutulup barışıldığı, mezarlıkların ziyaret edilerek sevdiklerimizin anıldığı, insanların kendini arındırdığı ve birbirine nitelikli zaman ayırdığı o günleri yaşadığım köyümde, şimdi geriye ne kaldı diye sağa-sola bakıyorum. Her bayram köye gittiğimde genelde köyü gezer bütün evlerin kapılarını çalar büyük küçük hal hatır sorarım. Karşılıklı sevginin hazzı anlatılamaz.</p>
<p>Yaşamımın ilk başladığı kırsaldaki göçebe hayatın o tarım toplumunun bayram değerlerinin bugün de aynı şekilde yaşanmasını beklemiyorum elbette. Günümüzün iletişim teknolojileri çağında, işlerin hızlandığı, ulaşımın ve yaşam tarzının değiştiği bir dönemdeyiz. Bunu anlıyor ve yaşıyorum. Ancak insanın duyguları, beklentileri ve fıtratı acaba çok değişir mi? Bilmiyorum. Hislerime göre, insanın yaptığı işler, etkinlikler ve maddi durumu değişmiş olabilir, ama yine de insani duygular aynı olmalı. Çocukluğumda öğrendiğim &#8220;önce insan&#8221; anlayışı, sonra edindiğim tüm değerler ve birikimler bir yana, şimdi çocuksu heyecanla bayramı sevdiklerimle içtenlikle kutlamak istiyorum. İnsan oluğumuzu unutmadan kapı-komşu, dost ve arkadaş ve her canın bayramlarını gönüllerince inandıkları ve düşündükleri gibi geçirmelerini isterim.</p>
<p>Siz değerli arkadaşlarım, dostlarım, öğrencilerim ve tüm sevdiklerim; bayramınızı, bayramın anlamına uygun şekilde, sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve mutluluk içinde geçirmenizi diliyor, en içten dileklerimle ve sevgiyle bayramınızı kutluyorum.</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/gecmis-bayramlari-animsayarak-bayraminizi-ictenlikle-candan-kutlarim-3/">Geçmiş Bayramları Anımsayarak Bayramınızı İçtenlikle Candan Kutlarım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.anadolu16.com/gecmis-bayramlari-animsayarak-bayraminizi-ictenlikle-candan-kutlarim-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazze için ne yapabiliriz&#8230;!</title>
		<link>https://www.anadolu16.com/gazze-icin-ne-yapabiliriz-3/</link>
					<comments>https://www.anadolu16.com/gazze-icin-ne-yapabiliriz-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ilkerguner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 17:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.anadolu16.com/gazze-icin-ne-yapabiliriz-3/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün hepimiz bir adım atmalıyız. Herkes elinden ne geliyorsa onu yapsın. Siyonist İsrail&#8217;den kaynaklanan işgal ve soykırımı acil ve en etkili bir şekilde çözebilmek ve katliamı durdurmak için stratejik ve teknik bir çalışma yapılmalıdır. Müslüman halklar üzerine düşeni yaptı&#8230; 108 yıldır devam Filistin sorunu için şimdi sıra, Müslüman ülke hükümetlerinde ve devletlerinde&#8230; Bir asırlık kanayan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/gazze-icin-ne-yapabiliriz-3/">Gazze için ne yapabiliriz&#8230;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün hepimiz bir adım atmalıyız. Herkes elinden ne geliyorsa onu yapsın.<br />
Siyonist İsrail&#8217;den kaynaklanan işgal ve soykırımı acil ve en etkili bir şekilde çözebilmek ve katliamı durdurmak için stratejik ve teknik bir çalışma yapılmalıdır. Müslüman halklar üzerine düşeni yaptı&#8230;</p>
<p>108 yıldır devam Filistin sorunu için şimdi sıra, Müslüman ülke hükümetlerinde ve devletlerinde&#8230;</p>
<p>Bir asırlık kanayan bir yara var. Bunun için köklü bir çözüm gerekir. Bu sorun ümmet birleşirse çözülür. D-8 ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Türk Devletler Teşkilatı ülkeleri toplanmalı, diğer ülkelerle diplomatik görüşmeler başlamalı ve ekonomik yaptırım kararları alınmalıdır.</p>
<p>Gazze’de ve bütün Filistin’de sivil halka yapılan bir soykırım var. Bütün dünyada vicdan sahibi insanlar var onlarında desteğini almalıyız. Uluslararası toplumun ve kamuoyunun desteğini almalıyız&#8230;</p>
<p>Müslüman hükümet ve devletler birlikte hareket ederek elini taşın altına koyarlarsa, Filistin meselesine müdahil olan Batılı devletler pılını pırtısını alıp bu bölgeden gider&#8230;</p>
<p>Bunun için D-8 ve İİT olanca gücü ile harekete geçip dünyayı da harekete geçirmeli…</p>
<p>Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE ve diğerleri petrol üretimini, Katar doğalgazı kısmalı…</p>
<p>Mısır Süveyş Kanalı’nı hem İsrail’e hem de İsrail destekçisi ülkelere kapatmalı…</p>
<p>Ürdün de İsrail’in o yöndeki kara ve hava bağlantısını derhal kapatmalı&#8230;</p>
<p>Bankalar ve kredi kartları boykot edilmelidir.<br />
Dünyayı sömürdükleri faizli karşılıksız para devre dışı bırakılırsa, Siyonistler ve destekçileri mecburen geri adım atar, sorun bu şekilde silaha gerek kalmadan çözülür&#8230;</p>
<p>Ümmetin diğer sorunları olan Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Yemen, Libya, Sudan, Somali, Karabağ, Kırım, Kosova, Keşmir, Doğu Türkistan ve benzeri sorunlar da kolayca çözülebilir.</p>
<p>Bütün Müslümanlar birleşirse iki milyarı geçiyoruz ve büyük bir güç oluyoruz. Birlikte hareket edilirse benzeri diğer bütün sorunlar da bu şekilde çözülebilir&#8230;</p>
<p>Ayrıca;</p>
<p>Sivil Toplum Kuruluşları olarak birlikte hareket etmeliyiz. Medya ve Sosyal Medya&#8217;yı etkili kullanmalıyız. İslam ülkeleri olarak bilim, teknik ve teknoloji havuzu oluşturalım.</p>
<p>Bilim ve teknolojiyi en üst seviyede kullanalım. STK&#8217;lar sivil inisiyatif olarak adım atılmalı ve diplomatik çalışmalar yapılmalıdır.</p>
<p>Her alanda olan imkânları en üst seviyede değerlendirmeye başlayalım&#8230;</p>
<p>Bunları gerçekleştirmek için artık bir an bile gecikmeden çalışmaya başlayalım&#8230;</p>
<p>Müminler kardeştir ayetini artık ümmet olarak gerektiği şekilde uygulayıp birleşelim&#8230;</p>
<p>D-8 ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ülkeleri olarak gerçek anlamda bir araya gelelim, bir komisyon kuralım ve -dini, ırki, mezhebi, siyasi vs. sorunları bir kenara bırakalım.</p>
<p>Ümmet bilinciyle adil ve tarafsız bir şekilde Müslümanlar arasındaki bütün sorunları aciliyetine göre yeniden ele alıp süratle çözüme kavuşturalım&#8230;</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/gazze-icin-ne-yapabiliriz-3/">Gazze için ne yapabiliriz&#8230;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.anadolu16.com/gazze-icin-ne-yapabiliriz-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜÇ KUŞ, ÜÇ KARAKTER…</title>
		<link>https://www.anadolu16.com/uc-kus-uc-karakter-3/</link>
					<comments>https://www.anadolu16.com/uc-kus-uc-karakter-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ilkerguner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 17:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.anadolu16.com/uc-kus-uc-karakter-3/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknolojinin gelişmesi sonucunda, bizden ırak olan doğal yapıyı özellikle de böcekleri, kuşları, sürüngenleri kısacası merak ettiğimiz tüm canlıları bu sayede gözlemlemek çok kolay oldu. Onların tüm yaşamlarını ayrıntılı şekilde, neredeyse 24 saat izleyebilir vaziyete geldik. Günlerdir haber alamadığımız YAREN LEYLEK… Adem Amcamızın Yaren leyleğini, 24 saat takip edip, dört gözle beklediğimiz ama sonunda filmlerimizde olduğu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/uc-kus-uc-karakter-3/">ÜÇ KUŞ, ÜÇ KARAKTER…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Teknolojinin gelişmesi sonucunda, bizden ırak olan doğal yapıyı özellikle de böcekleri, kuşları, sürüngenleri kısacası merak ettiğimiz tüm canlıları bu sayede gözlemlemek çok kolay oldu.</p>
<p>Onların tüm yaşamlarını ayrıntılı şekilde, neredeyse 24 saat izleyebilir vaziyete geldik.</p>
<p>Günlerdir haber alamadığımız <strong>YAREN LEYLEK…</strong></p>
<p>Adem Amcamızın <strong>Yaren leyleğini</strong>, 24 saat takip edip, dört gözle beklediğimiz ama sonunda filmlerimizde olduğu gibi heyecanla buluştuğumuz an, sonunda gerçekleşti.</p>
<p>2010 yılından itibaren, her yıl mart ayı başında Eskikaraağaç/Bursa köyüne göç eden ve altı ay kalıp, Uluabat Gölü&#8217;nde balıkçılık yapan <strong>Adem Yılmaz</strong>&#8216;ın kayığına konarak, balık ihtiyacını karşılayan <strong>Yaren Leylek</strong>, fotoğraflara ve belgesellere konu olmuştur.</p>
<p><strong>Karacabey Belediye Başkanlığı</strong>’nın, 24 saat hizmet verip, <strong>Yaren Leyleği</strong> bizlere tanıtan ve gözlemlememize olanak veren <a href="http://www.yarenleylek.com">www.yarenleylek.com</a> sitesini takip edelim derim.</p>
<p>O, sitemizden kısa bir alıntı;</p>
<p><strong>‘’Avrupa leylek köyleri ağının Türkiye’de ki tek temsilcisi olan Eskikaraağaç leylek köyümüzün adını dünyaya duyuran çok güzel bir dostluk hikayesine hep birlikte tanıklık ediyoruz.</strong></p>
<p><strong>Samimi halleriyle gönüllerde taht kuran ve dostluğun tür tanımadığını insanlığa yeniden gösteren Adem Amca ile Yaren Leylek’in masalsı hikayesi, tüm güzelliğiyle yaşanmaya devam ediyor.</strong></p>
<p><strong>Yaren Leylek 12 yıldır mahallemizin maskotu oldu, herkes onu çok sevdi; bu yıl göç dönemiyle birlikte eşini de beraberinde getirerek, hikâyeye yepyeni bir karakter daha eklemiş oldu. </strong></p>
<p><strong>Sizlerden gelen yoğun talep doğrultusunda Yaren Leylek ve ailesine hiçbir şekilde müdahale etmeden gerçekleştirdiğimiz bu çalışma ile adeta La Fontaine Masalını andıran hikayemizin baş aktörünü, özel hazırladığımız <a href="http://www.yarenleylek.com">www.yarenleylek.com</a> sitesi üzerinden, 7 gün 24 saat canlı olarak takip edebileceksiniz.’’</strong></p>
<p><strong>Yaren Leylek</strong> artık, sırf <strong>Adem Amca</strong> ve Eskikaraağaç’a ait değil, tüm güzel Ülkemin hatta dünyanın yakından takip edip sahiplendiği, bir doğa eseri haline dönüştü.</p>
<p>***</p>
<p>Bugünkü yazımda benim için önemli ve ilginç bulduğum 3 değişik karakterde ki kuşları ele alacağım; <strong>Yaren Leylek, Çulha Kuşu ve Kaya Kartalı…</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Çulha Kuşu </strong>(Pendolino)<strong>,</strong> Avrupa ve Asya ve güzel Ülkemin sulak alanlarında yaşayan küçük bir kuş türüdür. En önemli özelliği, ağaç dallarına astığı muhteşem keseli yuvalardır.</p>
<p>Tek bir yuva, onlarca çulha kuşuna ev sahipliği yapabilir ve yuvaların içinde farklı odacıklar bulunur.  Dişi kuş, yuvaya 4-8 arasında yumurta bırakır.</p>
<p>Çulha kuşları, yuvalarını yaparken özel bir dokuma tekniği kullanır. Yaprak, dal ve otlar ile örerek yuvalarını yaparlar.</p>
<p>Doğanın <strong>&#8220;inşaat mühendis&#8221;</strong> kuşlarından biri olup, keskin ve ince zekasıyla yaptığı yuva, hem sanat hem de teknolojik bir eserdir.</p>
<p>Dokuyarak yaptığı yuvanın, iki adet girişi olup, ilk giriş rakiplerini ve düşmanlarını kandırmaya yönelik, boş odadır. Bu oda onun yaşam sigortası olup, neslinin devamı için yapılmış özel bir tuzaktır.</p>
<p>Diğer ikinci giriş ise, gerçek yavru odası olup, yuvasından uçan anne kuş, ilk odanın kapısını açık bırakıp, yavru odasının kapısını kapatarak yavrularının güvenliğini sağlar.</p>
<p>Çulha kuşları, bizlere üretim, yardımlaşma ve işbirliği konusunda güzel örnekler vererek, doğadaki ekosisteme katkılar sağlar.</p>
<p>***</p>
<p>Benim için heybetli ve sanatsal uçuşu ile ilgi belgesellerini takip ettiğim <strong>Kaya Kartalı,</strong> yazımın son özel canlısı…</p>
<p>Güzel Anadolum&#8217;da, halk tarafından kısaca <strong>‘kartal’</strong> olarak adlandırılır.</p>
<p>Yazıma konu olacak kadar önemli olan <strong>Kaya Kartalı</strong>’nın nasıl bir ekolojik, sosyolojik ve toplumsal bir özelliği olabilir ki…</p>
<p>Çok büyük ve kahverengi bir kartal olup, belgesellerde izlediğim şekilde başını ve boynunu ileri uzatarak, kanadını açması onun heybeti ve gücünü gösterir.</p>
<p>Hele hele o, sanatsal ve estetik uçuşu, onun ayrı bir özelliğidir. Yuvalarını, dağların ulaşılması güç ve sarp kayalıklar barındıran kesimlerine yaparlar.</p>
<p>Avcılık yaparken ve karada oluşan tüm hareketli canlıları, avlamak uğruna saatlerce gökyüzünde yaptığı uçuşlar. Saatlerce uçmak ve soğukkanlılığını korumak.</p>
<p>Güzel Ülkemde’de, köylerimizde çoğunlukla gözlemlediğimiz bu özel yaratığın diğer canlılara karşı gösterdiği gaddarlığı ve merhametsizliği ben ancak yine <strong>‘Türk Filimlerinde’, </strong>gaddar zengin baba/anne, patron, politikacı vb. benzetmelerde anımsıyorum.</p>
<p>Aklıma gelen bu rahmet ve sevgi ile andığımız bu karakterler; <strong>Ahmet Tarık Tekçe, Erol Taş, Kenan Pars, Hüseyin Baradan , Sümer Tilmaç,</strong> <strong>Aliye Rona, Feridun Çölgeçen, Neriman Köksal, Hüseyin Peyda, Bilal İnci, Turgut Özatay, Coşkun Göğen, Nuri Alço… </strong></p>
<p>Bu kadar güçlü ve heybetli bir yaratık, neden yavrularından en güçlü olanının sağ kalması için, diğerlerinin ölmesine göz yumar.</p>
<p>Kısacası anne/baba, yavruları arasında ayrımcılık yapar mı ? ve bu katliama göz yumar mı ?</p>
<p>Bunu bilimsel olarak doğal denge kavramlarını gözetleyerek, mantıklı kabul edebiliriz ama vicdani güçlerimiz açısından gaddar ve insancıl olmayan bir katliam olarak da yorumlayabiliriz…</p>
<p>Yukarıda ki iki güzel örnekten sonra, <strong>Kaya Kartalının</strong> vahşiliği, gaddarlığı kadar heybeti ve dik duruşu ile bizlerin, dikkat ve sevgisini kazanması açısından çok önemlidir.</p>
<p>Yuvadan diğer yavrularının atılması ve katline göz yuman <strong>Kaya Kartalı, </strong>bu döngüyü nasıl sağlamış olabilir.</p>
<p>Biraz bu canlının özelliklerinden bahsedersem; koyun, tilki, çakal, sincap, yılan, tavşan vb. canlıları rahatlıkla avlayabilir.</p>
<p>Kaya kartalları tek eşli olup, yılda 2-3 yavru üretirler. İlk çıkan yavru çoğu zaman daha zayıf olan kardeşlerini yuvadan atarak daha yaşamının başında gaddarlığını gösterir.</p>
<p>Anne ve baba kartallar, kesinlikle buna göz yumarlar, sebep !!!</p>
<p>Nasıl bir doğal dengedir ki, besinin bol olduğu yıllarda, <strong>Kaya Kartallarının,</strong> birden fazla yavruya sahip oldukları görülmesi.</p>
<p>İçgüdüsel olarak, besinin çok olmadığı günlerde, <strong>Kaya Kartalının</strong> sırf neslini devam ettirebilmesi ve ekolojik denge açısından yavrularının katline göz yumması….</p>
<p>Bu konuyu gözlemleyen ve yorum yapan siz dostlara bırakıyorum.</p>
<p>İlk iki canlıda ki, <strong>(leylek ve Çuha kuşu)</strong> güzelliği, kaya kartalında bulamasak da, doğa hepsini bağışlar ve kabul eder… Bu KUTSALLIKTIR.</p>
<p><strong>Maalesef doğa ve küresel güçler, günümüzdeki gibi güçlüler ve güçlü olmayanlar arasında uçurum oluşturmuştur. </strong></p>
<p><strong>Güçsüz olanlar, birleşmeyip şahsi çıkar uğruna koşanlar için artık dünyamda yer olmamalı, olamaz da…  </strong></p>
<p><strong>Sağlık, sevgi ve hoşgörü ile kalınız…</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Not : Karakter, fizyolojik temelleri olan bir fenomen olduğundan hayvanların da karakteri vardır.</strong></p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/uc-kus-uc-karakter-3/">ÜÇ KUŞ, ÜÇ KARAKTER…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.anadolu16.com/uc-kus-uc-karakter-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern Kölelikten, Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumuna…</title>
		<link>https://www.anadolu16.com/modern-kolelikten-kuresel-toplumsal-cinsiyet-ucurumuna-3/</link>
					<comments>https://www.anadolu16.com/modern-kolelikten-kuresel-toplumsal-cinsiyet-ucurumuna-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ilkerguner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 17:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.anadolu16.com/modern-kolelikten-kuresel-toplumsal-cinsiyet-ucurumuna-3/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kölelik sistemi, devletlerin ve insanoğlunun egemenliğini sağlamak üzere başvurduğu acımasız ve gaddar bir yöntemdir.  Savaş esnasında ele geçirilen ve alınıp satılan köleler, insanlık tarihinin yüz karası olarak zihinlerimizde yer almaktadır. Tarih boyunca, Mezopotamya&#8217;da, eski Mısır&#8217;da, Yunanistan&#8217;da, Roma&#8217;da, İran’da ve Orta Asya’da yaşayan kavimlerde, kölelik son derece doğal sosyal bir olgu olarak kabul edilirdi. Günümüzde de [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/modern-kolelikten-kuresel-toplumsal-cinsiyet-ucurumuna-3/">Modern Kölelikten, Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumuna…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="x_MsoNormal"><span data-olk-copy-source="MessageBody">Kölelik sistemi, devletlerin ve insanoğlunun egemenliğini sağlamak üzere başvurduğu acımasız ve gaddar bir yöntemdir. </span></p>
<p class="x_MsoNormal">Savaş esnasında ele geçirilen ve alınıp satılan köleler, insanlık tarihinin yüz karası olarak zihinlerimizde yer almaktadır.</p>
<p class="x_MsoNormal">Tarih boyunca, Mezopotamya&#8217;da, eski Mısır&#8217;da, Yunanistan&#8217;da, Roma&#8217;da, İran’da ve Orta Asya’da yaşayan kavimlerde, kölelik son derece doğal sosyal bir olgu olarak kabul edilirdi.</p>
<p class="x_MsoNormal">Günümüzde de şekil ve yapı değiştirse de <b>‘Modern Kölelik’</b> uygulaması, kaldığı yerden devam etmektedir.</p>
<p class="x_MsoNormal">Kölelik ve modern kölelik, iki ayrı kavram gibi gözükse de amaçları, sömürü ve ranttır.</p>
<p class="x_MsoNormal">***</p>
<p class="x_MsoNormal">Birleşmiş Milletler&#8217;e <b>(BM)</b> bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü <b>(ILO)</b> ve Uluslararası Göç Örgütü <b>(IOM)</b> ile Avustralya merkezli insan hakları derneği Özgür Yürü&#8217;nün <b>(Walk Free)</b> birlikte hazırladığı, <b>‘’2023 Küresel Kölelik Endeksi&#8217;ne’’</b> göre, dünya sıralamasında modern kölelikte ilk 5’teyiz.</p>
<p class="x_MsoNormal"><b>Modern kölelik nedir ?</b></p>
<p class="x_MsoNormal">İnsanların, zorla uygun olmayan meslek ve kötü koşullarda çalıştırılması, şiddete uğraması, zorla evlilik ve soy temelli kölelik, ayrımcılık ve adam kayırmacılık, ev hizmetlerindeki kötü davranışlar, insan ticareti vb. günümüzdeki modern köleliğin unsurlarıdır.</p>
<p class="x_MsoNormal"><b>2023 Küresel Kölelik Endeksi, Türkiye&#8217;de 1,3 milyondan fazla </b>‘modern köle’<b> olduğunu belirtmektedir. Bu rakam yaklaşık olarak nüfusumuzun % 1.6’sıdır.</b></p>
<p class="x_MsoNormal"><b>Bu çağda modern kölelik…!  Hem de güzel Ülkemde…!</b></p>
<p class="x_MsoNormal">Ne yazık ki, <b>Kuzey Kore, Eritre, Moritanya</b> ve <b>Suudi Arabistan</b> modern köleliğin bizden daha yüksek olduğu diğer 4 ülke. İlk 10’da yer alan diğer ülkeler ise, <b>Tacikistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya, Afganistan</b> ve <b>Kuveyt.</b></p>
<p class="x_MsoNormal">Modern kölelik oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırayla, <b>İsviçre, Norveç, Almanya, Hollanda, İsveç</b> ve <b>Danimarka’</b>dır.</p>
<p class="x_MsoNormal">Bu listede olmaktan dolayı hem çok üzüldüm hem de çok şaşırdım.</p>
<p class="x_MsoNormal"><b>Prof. Dr. Selçuk Şirin</b>’e göre <b>‘’Bizim ilk 5’te ne işimiz var ? Raporda bunun da yanıtı var. Türkiye özellikle son 10 yılda aldığı düzensiz göçlerle, başta Suriye olmak üzere Afganistan &#8211; Bangladeş dahil Orta Asya ülkelerinden gelen düzensiz göçmenlerin yoğunluğu sonucu bu listeye girmiş görünüyor.</b></p>
<p class="x_MsoNormal"><b>Modern kölelik deyince en çok risk altında olan gruplar arasında düşük gelirli işçiler, göçmenler ve kayıt dışı çalışanlar bulunuyor. Özellikle tekstil, tarım ve inşaat sektörlerinde çalışan göçmen işçiler çok daha büyük riskle karşı karşıya.’’ </b>(Oksijen Gazetesi 28 Şubat &#8211; 6 Mart 2025)</p>
<p class="x_MsoNormal">Evet, yurdumuzda kaçak olarak, kayıt dışı uzun süreli ve tehlikeli ortamlarda düşük ücretlerle çalışmaları vergi, sigorta, iş barışı/güvenliği gibi hem ekonomik hem de toplumsal ve sosyal dengeleri bozmaktadır.</p>
<p class="x_MsoNormal">Bursa’da özellikle tarım hasat zamanlarında çevre ilçelerimize, çoğunluğunu doğudan gelen adını da <b>‘mevsimlik işçiler’</b> dediğimiz insanlarımızın, maalesef her türlü sağlıksız, hijyenik olmayan, sigortasız koşularda daha çok çadır içinde yaşamaları ve insani olmayan şartlarda çalışmaları, ülkemizdeki modern köleliğin en çarpıcı izleridir.</p>
<p class="x_MsoNormal">Okul çağındaki çocukların, küçük yaşta çalışmaları sebebiyle eğitimden uzak kalmaları en büyük sorunumuz olup, yıllardır bu sorun gündeme pek de gelmemektedir.</p>
<p class="x_MsoNormal">Çocuk işçilerimiz az bir ücret karşılığında, daha çok madencilik, tarım tekstil ve imalat vb. sektörlerde çalıştırılarak ileriki yaşamlarında onarılmaz zararlar almalarına göz yumulmaktadır.</p>
<p class="x_MsoNormal">Yine kadınlarımız, modern kölelikten en çok olumsuz etkilenen grup olup, çalışma şartlarının uygunsuzluğu, sosyal güvencenin olmayışı ve ücret seviyelerindeki adaletsizlik, cinsel taciz, küçük yaşta zorla evlilik ve katliama maruz kalmaları ne yazık ki önlenememektedir.</p>
<p class="x_MsoNormal">Ülkemize, adı ne olursa olsun kaçak yollarla gelenlerin acilen kendi vatanlarına/topraklarına uygun şart ve koşullarda gönderilmeleri bizlerin <b>‘bekası’ </b>açısından çok önemlidir.</p>
<p class="x_MsoNormal">Tüm bu olumsuzluklar, bizlerin yaşam koşullarını da kötü yönde etkileyerek gelecek açımızdan bizleri düşündürmekte ve endişelendirmektedir.</p>
<p class="x_MsoNormal">***</p>
<p class="x_MsoNormal">Dünya Ekonomik Forumu <b>(WEF), ‘’2024 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’na’’</b> göre eşitliğe giden yolda, en uzun süreyi ekonomik ve siyasi boyutlardaki eşitsizlik alıyor</p>
<p class="x_MsoNormal"><b>2024 Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksi</b>, dünyada hiçbir ülkenin <b>‘tam cinsiyet eşitliğine’</b> sahip olmadığını gösteriyor.</p>
<p class="x_MsoNormal">Bu liste 2 aşamada yani bölgesel ve küresel bazda ülkeleri sıralamış ve her 2 listede de <b>İzlanda, Finlandiya</b> ve <b>Norveç</b> ilk 3 sırada yerlerini korumuşlar.</p>
<p class="x_MsoNormal"><b>İzlanda</b>’nın son 15 yıldır hep liderliğini sürdürmesi bana çok ilginç geldi.</p>
<p class="x_MsoNormal">İlk sıralar şu şekildedir; <b>İzlanda, Finlandiya, Norveç, İsveç, Almanya, İrlanda</b> ve <b>İspanya.</b></p>
<p class="x_MsoNormal"><b>Güzel Ülkem yine ne yazık ki Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksinde 146 ülke arasında 40. Sırada, küresel bazında da 127. sıradadır.</b></p>
<p class="x_MsoNormal">Listenin son sıralarında, <b>Gine, İran, Çad, Pakistan</b> ve son sırada da <b>Sudan</b> bulunmaktadır.</p>
<p class="x_MsoNormal">Bu listedeki yerimizi özetlersek;</p>
<p class="x_MsoNormal"><b>Türkiye, ekonomi alanında 133, eğitim alanında 90, siyaset alanında 114, sağlık alanında 98, okuryazarlık oranında 99 ve işgücüne katılım oranında 132. sıradayız.</b></p>
<p class="x_MsoNormal">Sağlık ve hayatta kalma kategorisinde 146 ülke arasında 98. sırada yer alıyoruz.</p>
<p class="x_MsoNormal">Siyasi güçlendirme başlığında 114. sırada, parlamentoda kadın temsilinde 98’inci sıradayız.</p>
<p class="x_MsoNormal">Kadınların iş gücüne katılım oranı % 35.11 iken, erkeklerde bu oran % 71.43.</p>
<p class="x_MsoNormal">Kadınların üst düzey yöneticilik oranı % 18.48, erkeklerin oranı % 81.52.</p>
<p class="x_MsoNormal">STEM <b>(bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik)</b> alanında kadınların oranı % 34.69, erkeklerin oranı % 65.31.</p>
<p class="x_MsoNormal">Tarım, ormancılık ve veterinerlik alanında eğitim alan kadınların oranı % 43.62 iken erkekler de bu oran % 56.38.</p>
<p class="x_MsoNormal">Mühendislik, imalat ve inşaat alanlarında eğitim alan kadınların oranı % 27.13, erkeklerin oranı % 72.87.</p>
<p class="x_MsoNormal">Bakanlık yapan kadınlar sıralamasındaki yerimiz 134 olup, kadınların bu pozisyonlardaki yeri % 5.88 ama erkeklerin oranı % 94.12 gibi yüksek bir orandır.</p>
<p class="x_MsoNormal">Kadınlarımızın ekonomik hayatta var olmadıkları müddetçe, başta siyaset olmak üzere hiçbir alanda başarılı olmaları mümkün değildir.</p>
<p class="x_MsoNormal">***</p>
<p class="x_MsoNormal">Yukarıdaki her iki araştırma sonuçları ne yazık ki, bizlerin içini yakmakta olup, bu konularda bir şeylerin yapılmaması çok acıdır.</p>
<p class="x_MsoNormal">Ekonomik ve toplumsal krizler maalesef en çok kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelli, göçmenler, emekli ve ücretle çalışan kesimler gibi dezavantajlı grupları etkilemektedir.</p>
<p class="x_MsoNormal">Şu bir gerçek ki, her alanda toplumsal eşitliği sağlayan ülkelerde ekonomik verimliliğin artması sonucu dezavantajlı grup krizlerden de az oranda etkilenmektedir.</p>
<p class="x_MsoNormal">Güzel Ülkemde kadınlarımızın, bilim ve teknoloji alanlarındaki payı dünya standartları seviyesinde olmaması başka bir büyük sorunumuzdur.</p>
<p class="x_MsoNormal">Cinsiyet ayrımcılığı süreci düzelmedikçe kadınlarımız hem çok düşük ücretli işlerde hem de sağlıksız ve uygunsuz ortamlarda çalışmaya devam edeceklerdir.</p>
<p class="x_MsoNormal"> <b>Sağlık, sevgi ve hoşgörü ile kalınız…</b></p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/modern-kolelikten-kuresel-toplumsal-cinsiyet-ucurumuna-3/">Modern Kölelikten, Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumuna…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.anadolu16.com/modern-kolelikten-kuresel-toplumsal-cinsiyet-ucurumuna-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Derman Sağlayan Hekimlerin 14 Mart Tıp Bayramı kutlu Olsun</title>
		<link>https://www.anadolu16.com/insan-derman-saglayan-hekimlerin-14-mart-tip-bayrami-kutlu-olsun-3/</link>
					<comments>https://www.anadolu16.com/insan-derman-saglayan-hekimlerin-14-mart-tip-bayrami-kutlu-olsun-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ilkerguner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 17:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.anadolu16.com/insan-derman-saglayan-hekimlerin-14-mart-tip-bayrami-kutlu-olsun-3/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Bütün sağlık çalışanları ve doktorlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı&#8217;nı tüm içtenliğimle kutlarım. Sağlık gibi önemi büyük olan ve etik/deontolojik değerlerin mutlaka ön planda tutulması gereken bu mesleği icra eden insanlar, yaşadığımız Covid-19 pandemisi ve deprem gibi zorlu süreçlerde gösterdikleri üstün çaba, fedakârlık ve başkaları için kendi canlarını hiçe sayan tutumlarıyla [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/insan-derman-saglayan-hekimlerin-14-mart-tip-bayrami-kutlu-olsun-3/">İnsan Derman Sağlayan Hekimlerin 14 Mart Tıp Bayramı kutlu Olsun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Bütün sağlık çalışanları ve doktorlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı&#8217;nı tüm içtenliğimle kutlarım. Sağlık gibi önemi büyük olan ve etik/deontolojik değerlerin mutlaka ön planda tutulması gereken bu mesleği icra eden insanlar, yaşadığımız Covid-19 pandemisi ve deprem gibi zorlu süreçlerde gösterdikleri üstün çaba, fedakârlık ve başkaları için kendi canlarını hiçe sayan tutumlarıyla her türlü takdirin ötesindedir.</p>
<p>Genelde dünyada tıp fakültelerinden mezun olan hekimler Hipokrat yemini ederek mesleklerine başlarlar. Bu bir salt yemin değil, hekimlerin mesleki sorumluluklarını hatırlamaları ve insanlığa hizmet etme bilinciyle hareket etmelerini zihinde tutulması açısından büyük önem taşır. Yemini, tıp mesleğini icra eden hekimlerin mesleklerini uygularken uymaları gereken etik ilkeleri ve ahlaki değerleri içeren antik Yunan döneminde yazılmış çok önemli bir insan hakkı savunucusu bir ilkedir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Hipokrat Yemen’inin Temel İlkeleri:</strong></p>
<p>Başta hastaya zarar vermemek, mesleğin doğası gereği hasta hakları ve hastanın bilgilerini saklamak, hastalar arasında ayrım yapmamak, hekimler, ırk, din, cinsiyet, sosyal statü gibi faktörlere bakmaksızın tüm hastalara eşit şekilde hizmet etmeyi gerektir.</p>
<p>Mesleki Bilgiyi Kötüye Kullanmamak ve de Hocalara ve Meslektaşlara Saygı duymak gibi bir etik ile ortaya koymaktadır.</p>
<p>Hipokrat Yeminin önemi aslında yaşanan savaşlar, iç çatışmalar ve çıkar ilişkilerinin had safhada oluğu günümüzde daha çok önemsenmektedir. Günümüzde yaşanan birçok etken Hipokrat yeminin özellikle de hasta hakları, bilimsel gelişmeler ve evrensel insani değerler ekseninde hastaya hasta ve insan olarak yaklaşmayı öneriyor.</p>
<p>Hipokrat yemini çok önemsediğim bir inşadan yana olan bir felsefi ilke olarak görürüm. Yalnız doktorlar söylenmiş değil, aynı zamanda tüm insanlara ciddi bir ders olarak insan sağlığı üzerinden hiçbir çıkar ve ayrımcılığı reddetmeyi ve ilke sahibi olmamızı öneriyor. Hekimler yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda duygusal ve ruhsal iyileşme sürecinde de hepimizin yaşamına dokunan iyileşmemiz ve hayata tutunmamızın umudunu ve en büyük iyileştirici ilacıdırlar. Hekimlik, yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir sanat ve insanlığa hizmet etme aracıdır. Onun için hekimlik/tabiplik/ doktorluk bir derman veren zanaat olarak da görülürdü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mesleğe Saygı Önemli</strong></p>
<p>Tıp ve hekimlik ulvi bir meslektir. Konuya önem veren devlet yetkililere mesleği hep önde tutmuşlardır. Bu konuda Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün Beni Türk hekimlerine emanet edin.&#8221; ifadesi ile tıp camiası için büyük bir onur kaynağıdır. Bu düşünce ile hekimlere duyduğu güveni ve saygısını ifade etmiştir. Diğer yanında da hekim ve sağlık çalışanlarının bilgi, beceri ve insanlığa hizmet konusundaki üstün niteliklerini vurgulamış olması mesleğe ve hekimler verdiği en önemli değer niteliğindedir.</p>
<p>Önceliği yaşam ve can sağlığına veren, hiçbir renk, cinsiyet, din, dil veya görüş farkı gözetmeksizin, çıkar gözetmeden insanlığa hizmet eden bu cefakâr meslek mensuplarının gününü bir kez daha yürekten kutluyorum. Derin bir içtenlikle, insanların gönlünde her zaman ayrı bir yeri ve değeri olan sağlık emekçilerine bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki varsınız!</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/insan-derman-saglayan-hekimlerin-14-mart-tip-bayrami-kutlu-olsun-3/">İnsan Derman Sağlayan Hekimlerin 14 Mart Tıp Bayramı kutlu Olsun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.anadolu16.com/insan-derman-saglayan-hekimlerin-14-mart-tip-bayrami-kutlu-olsun-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oligarşinin Tunç Kanunu, Halen Geçerli mi ?</title>
		<link>https://www.anadolu16.com/oligarsinin-tunc-kanunu-halen-gecerli-mi-3/</link>
					<comments>https://www.anadolu16.com/oligarsinin-tunc-kanunu-halen-gecerli-mi-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ilkerguner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 17:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.anadolu16.com/oligarsinin-tunc-kanunu-halen-gecerli-mi-3/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oligarşi ve oligark, kelimelerini kulaktan da olsa duymayanlarımız yoktur diye düşünüyorum. İnsan ve demokrasi tarihinin iki bela kelimesi günümüzde bile güncelliğini korumakta olsa gerek. Bugünkü yazımı, oligarşi nedir ne değildir, yaraları ve zararları konusuna değineceğim. Prof. Dr. Emre KONGAR’a göre; ‘’Oligarşi, bir toplumdaki siyasal, ekonomik ve toplumsal gücün, az sayıda kişi ve/veya grubun elinde toplanması [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/oligarsinin-tunc-kanunu-halen-gecerli-mi-3/">Oligarşinin Tunç Kanunu, Halen Geçerli mi ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oligarşi ve oligark, kelimelerini kulaktan da olsa duymayanlarımız yoktur diye düşünüyorum.</p>
<p>İnsan ve demokrasi tarihinin iki bela kelimesi günümüzde bile güncelliğini korumakta olsa gerek.</p>
<p>Bugünkü yazımı, oligarşi nedir ne değildir, yaraları ve zararları konusuna değineceğim.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Emre KONGAR’</strong>a göre; <strong>‘’Oligarşi, bir toplumdaki siyasal, ekonomik ve toplumsal gücün, az sayıda kişi ve/veya grubun elinde toplanması durumunu tanımlar.’’</strong></p>
<p><strong>Anadolu Üniversitesi’</strong>nin 3448 no.lu yayınına göre de oligarşi, <strong>‘’Egemenliğin az sayıda kişinin, birkaç ailenin elinde bulunduğu siyasi rejim ve örgütlü gruplarda fiili egemenliğin küçük bir zümre tarafından kullanılması.’’</strong></p>
<p>Oligarşi kısaca, küçük ve ayrıcalıklı bir sınıfın veya grubun iktidarda olup, demokratik yollarla da olsa yönetimi ele geçirmesidir.</p>
<p>Oligark yapılar siyaset dışında, bizlerin üyesi olduğumuz dernek, kooperatif, stk’ vb. örgüt ve kurumlarda çokça karşılaşılan bir durumdur.</p>
<p>***</p>
<p>Bu tanımlardan sonra yazı başlığımdaki konu ile bağlantılı, Alman sosyolog <strong>Robert</strong><strong> Michels</strong>’in, 1911 yılında Avrupa’da ki sosyalist parti ve işçi sendikaları üzerinde yaptığı araştırmalara dayanan <strong>“Oligarşinin Tunç Kanunu”</strong> adlı teorisini ele alacağım.</p>
<p>Robert Michels’in şu sözü zaten her şeyi net şekilde açıklamaktadır.</p>
<p><strong>“Her kim örgütten bahsediyorsa oligarşiden söz ediyor demektir. </strong></p>
<p><strong>Michels’in teorisi şöyledir: Parti organlarının liderleri ve bunların üyesi, tam gün mesai yapacak maaşlı görevliler istihdam edilmesini gerekli görmektedirler. </strong></p>
<p><strong>Bu liderler yaptıkları işlerde zamanla uzmanlaştıkları için </strong>“profesyonel liderliğe”<strong> sahip olur.</strong></p>
<p><strong>Sosyal köken itibarıyla mensup oldukları tabakadan ilişkilerini keserler ve bir çeşit elit zümre hâline dönüşürler. Bu yöneticiler, pozisyonlarını korumak ve iktidarlarını sürdürmek için çalışırlar.</strong></p>
<p><strong>Michels, bürokrasinin sınırlandırılmasını ihtimal dışı görmemekle beraber hiçbir gücün ya da yöntemin </strong>“oligarşinin tunç kanunu”<strong> ile başa çıkamayacağı sonucuna varmıştır.’’  </strong>(Anadolu Üniversitesi’nin 3448 nolu yayını)</p>
<p>***</p>
<p>Demokrasi ile yönetildiğini savunan ülkelerde, toplumsal bireylerin bazen farkında olmadan, bazen de şahsi çıkar ilişkileri sebebiyle, çıkar uğruna göz yumularak, oligark yapıya uyum sağladıkları gözlenmektedir.</p>
<p>Oligark yapı, demokrasiye sahibiz, gibi sözde eylemlerle tüm kurum ve kuralları ele geçirerek <strong>‘sahte demokrasi’</strong> imajı yaratır.</p>
<p>Halbuki, <strong>Guizot </strong>demokrasinin olmazsa olmaz üç şartını şu şekilde ele almış; <strong>‘’Demokrasinin üç temel öğesi vardır.  Seçim, özgürlük ve bağımsız yargıdır.’’</strong></p>
<p>Demokratik usullerle toplumun <strong>% 51</strong> oyunu eline geçiren zihniyet, elindeki yetkilerle <strong>% 49</strong>’un üzerinde, her türlü egemenliği sağlar.</p>
<p>Her şey kanun ve nizamlara uygun olsa da demokratik olabilir mi ?  Elbette olmaz, <strong>% 49</strong>’luk kısım demokrasi ile yönetilen ülkelerde bile devre dışı kalmış olur.</p>
<p>Halbuki ileri demokrasilerde, <strong>% 1</strong> bile oy oranına sahip kitlenin, yönetimde söz ve eylem hakkı olması, gerçek demokrasinin vazgeçilmez unsurudur.</p>
<p><strong>Aristotales</strong>, demokrasiyi ne de güzel anlatmış;<strong> ‘’İyi hükümetler arasında demokrasi en kötüsü, fakat kötülerin en iyisidir.’’</strong></p>
<p>***</p>
<p>Oligarşi konusunda aklımıza gelen sorulara yanıt olarak ;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>‘’Oligarşi, hangi görüş ve ideolojiyle iktidara gelmiş olursa olsun, yönetimin, yöneticilerin, ‘</strong>kendi içinde ve kendileri için’<strong> bir ‘</strong>çıkar grubu’<strong> haline gelmesi ile ortaya çıkar.</strong></p>
<p><strong>Oligarşi, adaleti kendine bağlar; onu sopa olarak, toplumu korkutmak, susturmak ve terbiye etmek, muhaliflerini de cezalandırmak için kullanır.</strong></p>
<p><strong>Toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürel gerçekleri saptırır:</strong></p>
<p><strong>Bütün istatistikleri, olayları, kendisini başarılı göstermek, toplumun bütün birikim ve kazanımlarını kendisine aktarmak için saptırır.’’   </strong>(<a href="http://www.cumhuriyet.com.tr">www.cumhuriyet.com.tr</a> › yazarlar › emre-kongar  &#8211;  Oligarşi nedir!)</p>
<p>Gerçek olan bir durum, demokrasi ortamının oligark bir yapıya dönüşümüdür.</p>
<p>Bu konuyu yine <strong>Prof. Atila BİTİGEN, </strong>şu şekilde açıklamıştır. <strong>‘’Robert Michels, herhangi bir politik sistemin sonunda oligarşiye dönüşeceğini öngörmüştür. Bunu, </strong>&#8220;Oligarşinin Tunç Yasası&#8221;<strong> olarak adlandırmıştır. Bu düşünce sistematiğinde modern demokrasiler, oligarşi olarak kabul edilmişlerdir.’’</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Demokrasilerde bazen lider ve etrafındakilerin, kendisine bağlı güçlerin egemenliği artarken, ona oy veren seçmenlerin güçleri dışlanmanın etkisiyle azalabilir.</p>
<p>Halktan kopuk ve halkın tüm ekonomik, sosyal ve toplumsal ihtiyaçlarının farkında olmayan ve gerçekleri göremeyen bir azınlık grup, kendi çıkarları için toplumsal duyarlılıktan uzaklaşarak kendi renkli dünyalarına kavuşurlar.</p>
<p>Aklıma, gelen diğer bir kara demokrasi örneği de, bazı kişilerin tüm siyaset sahnelerinde <strong>(parti ve belediye başkanı, milletvekili, muhtar)</strong> dernek, sendika, kooperatif ve stk başkanları vb. yıllar boyu, görev almalarıdır.</p>
<p>Devlet memurlarının istisna hariç genel olarak 65 yaşını doldurdukları tarihe kadar görev yapabildikleri halde, maalesef parti başkanları, milletvekilleri, belediye ve sendika başkanları üst üste aynı koltukta, nerdeyse ömür boyu oturmaları, demokrasinin kötü nimetlerinden faydalanma olgusudur.</p>
<p><strong>İşte kötü olan da bu değil mi ?</strong></p>
<p>Demokrasinin olmazsa olmaz kurum ve kuruluşları, zaman içinde tek adam veya azınlık bir grubun eline ömür boyunca geçmesi ve bunun demokrasi adına kullanılması.</p>
<p><strong>Prof. Atila BİTİGEN’</strong>e göre<strong>, ‘’Liderler kendi otoritelerine ya da mevkilerine karşı örgüt içinden bir tehditle karşılaştıklarında aşırı saldırgan bir tavır sergilerler ve bu uğurda birçok demokratik hakka zarar vermekte tereddüt etmezler. </strong></p>
<p><strong>Örgüt üzerinde egemenliği kaybetmek demek onları önemli bireyler yapan bir kaynağı kaybetmek demektir; bu nedenle liderler, baskıcı yöntemler kullanmalarını gerektirse de mevkilerini muhafaza yolunda güçlü bir güdüye sahiptirler.’’ </strong>(<a href="http://www.ortakses.com">www.ortakses.com</a> › oligarsinin-tunc-kanunu-3626yy)</p>
<p>Oligarşik yapıya göre, ne yazık ki tüm siyasi güç ve yetki, en üst makamda ve onlarla birlikte olan bir azınlığın elinde toplanmıştır. Burada ki sınırsız siyasi güç olup, <strong>‘denge/denetim’</strong> ve <strong>‘fren mekanizmaları’</strong> maalesef gerektiği gibi çalışmamaktadır.</p>
<p>Yasama, yürütme ve yargı erkleri, <strong>(Güçler- Kuvvetler Ayrılığı) </strong>ne yazık ki birbirlerinden ayrı olmayıp, güçler birliği şekline dönüşmüş ise zaten <strong>‘güç zehirlenmesi’</strong> oluşmuştur.</p>
<p>Bu sınırsız gücü denetleyen mekanizmalar olmadığı süreçte, freni patlayan araba misali, tehlikenin büyüklüğünü ancak kazalardan sonra anlayabiliriz. Ama ne yazık ki, işten geçmiş demektir.</p>
<p>Lord Acton,<strong> ‘’Demokrasinin kötü olan bir yönü çoğunluğun tiranlığına dönüşmesidir.‘’ </strong>söylemi ile zaten her şeyi ne de güzel açıklamış.</p>
<p><strong>Sağlık, sevgi ve hoşgörü ile kalınız…</strong></p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/oligarsinin-tunc-kanunu-halen-gecerli-mi-3/">Oligarşinin Tunç Kanunu, Halen Geçerli mi ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.anadolu16.com/oligarsinin-tunc-kanunu-halen-gecerli-mi-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarsus&#8217;ta Ekolojik Tarım ve Sanatın Buluşması</title>
		<link>https://www.anadolu16.com/tarsusta-ekolojik-tarim-ve-sanatin-bulusmasi-3/</link>
					<comments>https://www.anadolu16.com/tarsusta-ekolojik-tarim-ve-sanatin-bulusmasi-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ilkerguner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 17:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.anadolu16.com/tarsusta-ekolojik-tarim-ve-sanatin-bulusmasi-3/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarsus’ta bir grup ekolojik tarım savunucusunun kurduğu, kökeni İtalya’ya dayanan “Slow Food” (Yavaş Gıda Pazarı) diğer adıyla Yer Yüzeyi Pazarı tarafından ekolojik tarım ve toprak ekolojisi konusunda konuşma yapmak üzere 9 Mart 2025 günü Tarsus’ta hoş birkaç etkinliğe katıldım. Kentin merkezi yerinde, hareketin önlüklerini giymiş, son derece temiz giyimli, organik ürünler üreten ve pazarlayan ekoloji [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/tarsusta-ekolojik-tarim-ve-sanatin-bulusmasi-3/">Tarsus&#8217;ta Ekolojik Tarım ve Sanatın Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-olk-copy-source="MessageBody">Tarsus’ta bir grup ekolojik tarım savunucusunun kurduğu, kökeni İtalya’ya dayanan “Slow Food” (Yavaş Gıda Pazarı) diğer adıyla Yer Yüzeyi Pazarı tarafından ekolojik tarım ve toprak ekolojisi konusunda konuşma yapmak üzere 9 Mart 2025 günü Tarsus’ta hoş birkaç etkinliğe katıldım. Kentin merkezi yerinde, hareketin önlüklerini giymiş, son derece temiz giyimli, organik ürünler üreten ve pazarlayan ekoloji duyarlılığı yüksek insanlarla tanıştırıldım. Ürünlerini pazarlayan üreticiler ürünlerinin geldikleri yerleri ve üretim yöntemleri hakkında bilgiler verildi. Bu arada Çukurova Ziraat Fakültesi mezunu birçok meslektaşımızın da organik ürünler pazarında ürettiklerini pazarladığını gördüm. Meslektaşlarımızın kendi inisiyatifleriyle yaratıcılıklarını ortaya koymalarından dolayı onları tebrik ettim ve çok gururlandım.</div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div><strong>Neden Organik Ürünlere İlgi Artıyor</strong></div>
<div>Daha sonra içinde Tarsus Tarım Müzesi ve gösteri merkezinin de bulunduğu restore edilen nezih salona geçtik. Üreticiler ve çevreden inşaların dikkatlice dinledikleri konuşmam sonrası bilinçli sorulan soruları ve talepleri olan üretici ve tüketiciler ile sohbet ettik. Davetlerinden dolayı önder çiftçi Eren Erdem ve hareketin yöneticisi Yasemin Lokmanoğlu’na teşekkürlerimizi ilettim.</div>
<div>Konuşmamın ana teması, neden ekolojik/organik ürün talebinin oluştuğunu anlatmaya çalıştım. İnsanın tarım yapmaya başladığı binlerce yıllık geçmişinden yakın geçmişe kadarki düşük girdili üretim sisteminden endüstriyel tarıma geçişi ve sonrasında bozulan ekosistemin çevre ve gıda zincirindeki etkilerini anlatım. Yoğunlaştırılmış endüstriyel tarımın toplum sağlığı üzerindeki etkilerinin doğurduğu ekolojik yaşam anlayışı ve ekolojik ürün talebinin oluştuğunu işledim. Ekolojideki biyoçeşitlilik kaybının toprak sağlığının bozulmasına neden olduğunu ve bunun da zincirleme sağlık ve sosyal olaylara ve sonuçta yoksulluk, kan, gözyaşı ve göçlere kadar varan zorlu süreci örnekleri ile anlattım. Bu bağlamda düşük girdili üretim, yer yüzeyi pazarı, organik ve ekolojik ilkelere uygun üretimin desteklenmesi gerektiğini vurguladım.</div>
<div>Ayrıca yürütücüsü olduğum Shering-MeD ve SUS-SOIL projelerinin de temelde agroekolojik üretim yöntemlerinin daha çok uygulanmasını savunduğunu belirttim. Toprağın sağlığını ve üretkenliğinin sağlanmasının geleceğin gıda güvencesi için önemini anlatarak üreticilerle hoş bir hafta sonu etkinliği gerçekleştirdik. Torak ekosistem ve gıda güvencesinin uzun süreli kondurmasının etkilerini işledim.</div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div><strong>Tarsus’ta Sanat Rönesansı mı Yaşanıyor</strong></div>
<div>Konuşmamın ardından tekrar satış stantları gezerek birkaç ürün satın aldık. Daha sonra eski bir tekstil fabrikasının binalarından birinde düzenlenen “Çukurova Resim ve Sanat Galerisi” ve sergi atölyesi etkinliğine geçtik. Sevgili Sema Tüfekçi öğretmenimin resim ve resim sanatı konusundaki anlatımı ve rehberliğindeki sergiyi gezdik. Ressam ve öğretmen Sema Tüfekçi ile soyut düşünme ve resim üzerine konuşmalar yaparak resimleri inceledik. Kaderine terk edilmiş eski bir fabrikanın binalarında, fabrika çalışanlarından ressam Sayın Lütfi Hasoğlu’nun katkıları ve yaptığı resimlerle adeta bir kültür ortamı yaratılmış. Lütfi Bey ve Sema öğretmen gibi sanatı topluma benimsetme çabasında olan bireysel çabalarıyla Tarsus’a sanat etkinlikleri konusunda ciddi destek sağlamışlar. Bugün Tarsus’ta gerek yer yüzeyi pazarı, gerekse resim sergisi gibi faaliyetlerin belediye tarafından desteklenmesine rağmen, kişilerin tutumu ve girişkenliğinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha anlamış oldum. Etkinlikleri ve ilgiyi görünce geçmişin tarih, kültür ve felsefenin işlendiği Tarsus’ta adeta yeniden rönesansı mı yaşanıyor! Katkısı olan birey ve kurumları candan yürekten kutluyorum.</div>
<div aria-hidden="true"></div>
<div><strong>Tarsus’a Yakından Tanımak Gerekiyor</strong></div>
<div>Türkiye’nin birçok kentinden daha eski olan Tarsus’un girişimci ve öncü insanlarının çabalarıyla kent daha yaşanabilir ve tanınır bir hale gelecektir. Bu bağlamda Tarsus’un kültürel geçmişi, felsefesi, sanatı, arkeolojisi ve zengin yemek kültürü incelenmeye değer. Bir zamanlar denizin kıyısındaki liman kenti olan Tarsus, bugün denizden 20 km içeride kalmış. Çukurova’nın bereketli toprakları kadar Torosların eteklerindeki doğal endemik bitkileri, lavanta, kekik ve çamların sardığı bölgede çok zengin bir ürün çeşitliliği ve yemek kültürü mevcut. Bu bağlamda düşük girdili ürün pazarı önemli bir örnek teşkil ediyor. Aratos’un kenti Tarsus’un tarih, sanat, toplumsal gelişme yanında tarımsal üretim ve topraktan gelen lezzetleri açısından da biraz daha incelenmeye değer olduğunu düşünüyorum. Daha önce birkaç konuşma için Tarsus’ta yaşatılan Aratos Felsefe okulunu da unutmayalım. Ancak hep iş ve zaman baskısı nedeniyle kentin merkezi dışında çok gezme ve inceleme şansım olmamıştı. Sevgili Sedat Tüfekçi hocam (doktora çalışmasını bizim rizosfer laboratuvarında yaptı), tarihi ve turistik gezilecek yerleri olduğunu söyleyerek beni gezmeye davet etti. Gelecekte Sema ve Sedat Tüfekçi arkadaşlarımın davetine uyarak Tarsus’u daha detaylı gezmek gerekiyor.</div>
<div>Yeniden Yer Yüzeyi Pazarı ve “Slow Food” hareketinin yöneticilerinin ekolojik yaklaşıma dayalı üretim modelini izlemek ve örnek almak üzere çabalarına katkı sunmayı öneririm. Ekolojik yaşamı çoğaltalım, katkı sunalım ve kendimizde ekolojiyi daha iyi koruyalım.</div>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/tarsusta-ekolojik-tarim-ve-sanatin-bulusmasi-3/">Tarsus&#8217;ta Ekolojik Tarım ve Sanatın Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.anadolu16.com/tarsusta-ekolojik-tarim-ve-sanatin-bulusmasi-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edip Akbayram da Gözlerini Yaşama Yumdu</title>
		<link>https://www.anadolu16.com/edip-akbayram-da-gozlerini-yasama-yumdu-3/</link>
					<comments>https://www.anadolu16.com/edip-akbayram-da-gozlerini-yasama-yumdu-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ilkerguner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 17:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.anadolu16.com/edip-akbayram-da-gozlerini-yasama-yumdu-3/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendine has sesi ve yorumu ile tanıdığımız Edip Akbayram, hemşerimiz, 2 Mart 2025 tarihi itibariyle bu dünyadan göçtü. Gaziantep Atatürk Lisesi ve öğretmen okulunda öğrenci iken, o dönemin koşullarında kaset teyplerden müzik dinlerdik. Edip Akbayram&#8217;ı o dönemlerde yeni parlayan bir yıldız olarak dinlerdik. Sonradan, sanırım ünü Gaziantep’in dışına taştı ve özgün stiliyle önemli yorumlar yaparak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/edip-akbayram-da-gozlerini-yasama-yumdu-3/">Edip Akbayram da Gözlerini Yaşama Yumdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kendine has sesi ve yorumu ile tanıdığımız Edip Akbayram, hemşerimiz, 2 Mart 2025 tarihi itibariyle bu dünyadan göçtü. Gaziantep Atatürk Lisesi ve öğretmen okulunda öğrenci iken, o dönemin koşullarında kaset teyplerden müzik dinlerdik. Edip Akbayram&#8217;ı o dönemlerde yeni parlayan bir yıldız olarak dinlerdik. Sonradan, sanırım ünü Gaziantep’in dışına taştı ve özgün stiliyle önemli yorumlar yaparak kendini çok geliştirdi.</p>
<p>Edip Akbayram belki bedenen zayıftı ancak konserlerindeki sesi o kadar yüksekti. Çok büyük insani yönü yüksek, toplumsal duyarlılığı olan bir sanatçıydı. Bu toprakların otokton şairlerinin ve yazarlarının, kendi bestelerini de söylerdi. Mahsuni’nin çok sevilen türkülerini, kendi yorumu ile çok daha coşkulu bir şekilde seslendirerek bizlere daha çok sevdirirdi. Sabahattin Ali’nin “Aldırma gönül, aldırma” şiirini ne güzel okurdu. “Sen Benden Aldın Alalı,” “Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme,” “Hasretinle Yandı Gönlüm,” “Türküler Yanmaz,” “Bekle Bizi İstanbul’da Haramilerin Saltanatını Yıkacağız” gibi türküleriyle kendine özgü yorumu ile gönülleri fethetti.</p>
<p><strong>Sanatın Soyut Düşünce Üzerindeki Etkisi Önemsenmelidir</strong><br />
Sanatın önemini, son yıllarda soyut düşünme konusunu araştırırken daha iyi anlamıştım. Söyleyerek insanları coşturmak, dinlendirmek kadar düşündürtmek de çok önemlidir. Müzik, bir tür eski söz söyleme ve iletişim aracı olarak, söylemiyle kişileri ciddi şekilde harekete geçirebilmektedir. Son dönemlerde hakkın rahmetine kavuşan sanatçıların arkasında on binlerin duygu, sevinç ve üzüntülerinden daha iyi anlaşılıyor ki; kişilerin hayatına dokunanlar unutulmuyor. Edip Akbayram da sanırım bu bağlamda müziği ve kişiliğiyle unutulmazlar arasında yerini aldı. Müzik tarihindeki yerini aldı. Ancak sanırım en çok hafızalarda kalanı, Edip Akbayram’ın &#8220;Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olamaz&#8221; adlı dinletisi, tam da günümüzde büyük bir anlam ifade ediyor.</p>
<p>Kendine has kişiliği, insani duruşu ve müzik yapma stiliyle söylediği &#8220;Aldırma gönül aldırma&#8221;, &#8220;Eşkıya dünyaya hükümdar olamaz&#8221; gibi güzelim türküleri hepimizi düşündürttü ve eğlendirdi. Dünyanın son dönemlerinde içinde geçtiği çatışmalı ve baskıcı dönemleri anlatırcasına, elinde para, silah ve güç sahibi olan devletlerin ve otoritelerin ülkeleri, toplumları ve insanları kendilerine biat etmeye zorlaması, yerinden yurdundan etmeye zorlamasının yaşandığı bölgelerde, başta Filistin, Ukrayna ve diğer çatışmalı bölgelerde uygulanan emperyal güçlere karşı, Edip Akbayram’ın &#8220;Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olamaz&#8221; türküsü sanki bugünü söylüyor.</p>
<p>İnsan, ne eşkıya olmalı ne de mağdur. Dünyanın kendine özgü doğasının sunduğu bütün değerlerin olduğu gibi kabul edilmesi, saygı duyulması beklenir. İnsanlığın yaşadığı bunca yanlış ve zorluklarına rağmen, &#8220;Aldırma gönül aldırma&#8221; türküsündeki:</p>
<p>Başın öne eğilmesin<br />
Aldırma gönül, aldırma<br />
Ağladığın duyulmasın<br />
Görecek günler var daha<br />
Aldırma gönül, aldırma</p>
<p>bu sözler, hep teselli olmuş ve geleceğe dair umutları diri tutmuştur. Umudu, baharın gelişi ile doğaya uygun olarak diri tutalım. Zorluklara aldırmadan, zorlukların üzerinden gelmek için insanca çabalayarak yaşama anlam katmaya bakalım.</p>
<p>Yaşar Kemal’in o güzel ifadesiyle, &#8220;İnsanlar beyaz atlarına binip bu dünyadan gittiler,&#8221; diyor. İnsani değerleri olan, tutumu ve kişiliği açık olan, insan ve doğadan yana her insanın değeri her zaman yüksektir</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/edip-akbayram-da-gozlerini-yasama-yumdu-3/">Edip Akbayram da Gözlerini Yaşama Yumdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.anadolu16.com/edip-akbayram-da-gozlerini-yasama-yumdu-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ani Don Olayları Tarımsal Üretimi Vurdu. Gıdalar Daha da Pahalılaşabilir!</title>
		<link>https://www.anadolu16.com/ani-don-olaylari-tarimsal-uretimi-vurdu-gidalar-daha-da-pahalilasabilir-3/</link>
					<comments>https://www.anadolu16.com/ani-don-olaylari-tarimsal-uretimi-vurdu-gidalar-daha-da-pahalilasabilir-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ilkerguner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 17:51:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.anadolu16.com/ani-don-olaylari-tarimsal-uretimi-vurdu-gidalar-daha-da-pahalilasabilir-3/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl, ülkemizde özellikle Çukurova bölgesinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar ve ardından gelen ani soğuk hava dalgaları, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkiledi. Bu nedenle, başta bahçe bitkilerinde olmak üzere bu yıl tarımsal üretimde verim kaybı yaşanacaktır. Başta İç Anadolu ve Toros Dağları civarında -3°C ve yer yer -7°C&#8217;ye kadar düşen sıcaklıklar, tarım bitkilerinin donmasına [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/ani-don-olaylari-tarimsal-uretimi-vurdu-gidalar-daha-da-pahalilasabilir-3/">Ani Don Olayları Tarımsal Üretimi Vurdu. Gıdalar Daha da Pahalılaşabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl, ülkemizde özellikle Çukurova bölgesinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar ve ardından gelen ani soğuk hava dalgaları, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkiledi. Bu nedenle, başta bahçe bitkilerinde olmak üzere bu yıl tarımsal üretimde verim kaybı yaşanacaktır.</p>
<p>Başta İç Anadolu ve Toros Dağları civarında -3°C ve yer yer -7°C&#8217;ye kadar düşen sıcaklıklar, tarım bitkilerinin donmasına yol açtı. Son dört gündür devam eden ve etkisi hâlâ hissedilen don olayları, çiçek açan birçok meyve ağacı ve bitkinin ciddi şekilde zarar görmesine neden oldu. Geçmişte yaşanan -1°C veya -2°C derecelik donlar bu kadar etkili olmamıştı. Özellikle 9 ve 10 Nisan tarihlerinde Güneydoğu&#8217;da yaşanan ani sıcaklık düşüşleri ve don olayları (-2.0°C ile -3.2°C arasında), tarım bitkileri üzerinde ciddi zararlara yol açtı.</p>
<p><strong>Don, Bitkilerin Donmasına ve Çiçeklerin Dökülmesine Yol Açtı</strong><br />
Bölgedeki çiftçilerden gelen bilgilere göre, özellikle meyve ağaçlarının çiçeklenme döneminde yaşanan bu don nedeniyle ürün kaybı ve kalite düşüşü gibi sorunlar ortaya çıktı. Henüz resmi hasar tespit raporları yayımlanmamış olsa da, ilk değerlendirmeler ciddi kayıpların yaşandığını gösteriyor.<br />
Dört gün boyunca gece sıcaklıklarının ani düşüşüyle yaşanan dona bağlı kurumalar ve çiçek dökülmeleri, bu yıl bazı ürünlerin veriminin oldukça düşeceğine işaret ediyor. Çiftçiler, bahçelerinde büyük tahribatların yaşandığını belirtiyor.<br />
Meyve ağaçları arasında özellikle sert çekirdeklilerden kayısı, erik ve kiraz gibi türler ile üzümsü bitkiler, soğuklardan ciddi şekilde etkilendi. Sebze ürünlerinde ise açık alanda yetiştirilen patates ve seralardaki domates, biber ile marul gibi ürünlerde verim kaybı yaşandığı ifade ediliyor.</p>
<p><strong>Farklı Bölgelerde Halen Hasar Tespit Edilmedi Ancak Zararın Büyük Olduğu Belirtiliyor</strong><br />
Basına yansıyan verilere göre, Karadeniz, İç Anadolu, Akdeniz ve Ege (Manisa üzüm bağları) gibi bölgelerde de önemli hasarlar oluştu. Karadeniz&#8217;de fındık, Ege&#8217;de üzüm bağları ve Malatya gibi kayısı üretim merkezlerinde ciddi üretim sorunları yaşanacağı öngörülüyor. Anamur Ziraat Odası Başkanı Ahmet Şeref Gümüş&#8217;ün basına yansıyan açıklamalarına göre, &#8220;meyve ve çiçeklerin yaklaşık yüzde 40&#8217;ı soğuk hava nedeniyle yandı.&#8221; Gümüş, &#8220;Bölgede etkili olan soğuk hava ve don olayının, seralarda ve açık alandaki tarım ürünlerine zarar verdiğini&#8221; belirtti.</p>
<p><strong>Sigorta Yaptırmak Güvence İçin Önemli</strong><br />
Genellikle çiftçilerimizin tarım sigortası yaptırmaması nedeniyle, umarız ciddi bir ekonomik sorun yaşanmaz. Bu bağlamda, meteorolojik uyarıların ve uzman görüşlerinin dikkate alınarak bu tür hava koşullarına karşı önlemlerin artırılması büyük önem taşımaktadır.<br />
Ayrıca, teknoloji çağında bulundukları bölgelerin don riskinin bilinebilir olduğu düşünüldüğünde, çiftçilerin bilimsel bilgilerden yararlanmaları faydalı olacaktır. Tabii ki, tecrübeli ve yerleşik çiftçiler bulundukları bölgenin don riskini tahmin edebilir. Ancak iklimdeki ani değişimler, çoğu zaman hazırlıksız yakalanmaya neden olabiliyor.</p>
<p><strong>Bu Yıl Meyve ve Sebzelerde Kıtlık Yaşanabilir</strong><br />
Yaşanan don olayları nedeniyle bu yıl, başta sert çekirdekli meyveler ve patates ile sera ürünleri gibi sebzelerde ciddi sıkıntılar yaşanabilir. Mevcut yüksek enflasyon nedeniyle zaten pahalı olan fiyatlar daha da yükselebilir. Konunun bütünlüklü bir şekilde analiz edilerek erken önlemler alınması gerekiyor. Aksi takdirde, gıdaya erişim sorunu yaşayan yoksul kesim ve sabit gelirle geçinenler, meyve ve sebzeleri daha pahalıya almak zorunda kalabilir.</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/ani-don-olaylari-tarimsal-uretimi-vurdu-gidalar-daha-da-pahalilasabilir-3/">Ani Don Olayları Tarımsal Üretimi Vurdu. Gıdalar Daha da Pahalılaşabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.anadolu16.com/ani-don-olaylari-tarimsal-uretimi-vurdu-gidalar-daha-da-pahalilasabilir-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye için çalışıyoruz</title>
		<link>https://www.anadolu16.com/turkiye-icin-calisiyoruz-4/</link>
					<comments>https://www.anadolu16.com/turkiye-icin-calisiyoruz-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ilkerguner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 17:51:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[POLİTİKA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.anadolu16.com/turkiye-icin-calisiyoruz-4/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stratejik Araştırma Merkezi olarak &#8220;Strateji Enstitüsü&#8221;, Ülkemizde Strateji alanında yaptığı çalışmalarla önemli bir katkı sağlamış, Yerli, Milli ve Manevi Değerlere Bağlı Düşünce Kuruluşu, Stratejik Araştırmalar Merkezi ve Sivil Toplum Kuruluşu olarak Ahilik Değerlerini asrımızda yeniden gerçekleştirmek için çalışmalar yapmaktadır. Strateji Enstitüsü; ülkemizde, strateji alanında yaptığı çalışmalarla önemli bir farkındalık kazandırmıştır. Yerli ve Milli Düşünce Kuruluşu, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/turkiye-icin-calisiyoruz-4/">Türkiye için çalışıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Stratejik Araştırma Merkezi olarak &#8220;Strateji Enstitüsü&#8221;, Ülkemizde Strateji alanında yaptığı çalışmalarla önemli bir katkı sağlamış, Yerli, Milli ve Manevi Değerlere Bağlı Düşünce Kuruluşu, Stratejik Araştırmalar Merkezi ve Sivil Toplum Kuruluşu olarak Ahilik Değerlerini asrımızda yeniden gerçekleştirmek için çalışmalar yapmaktadır.</p>
<p>Strateji Enstitüsü; ülkemizde, strateji alanında yaptığı çalışmalarla önemli bir farkındalık kazandırmıştır. Yerli ve Milli Düşünce Kuruluşu, Stratejik Araştırma Merkezi ve Sivil Toplum Kuruluşu olarak &#8220;Güçlü Türkiye&#8217;nin Stratejik Vizyonu&#8221; hedefi ile kurulan Strateji Enstitüsü, ülkemizin kronik sorunlarına kalıcı çözümler üretmektedir. Asrın Ahilik Teşkilatını kurmak, İslam İktisadını gerçekleştirmek ve Faizsiz Ekonomiye geçilmesi için çalışmalar yapmaktadır.</p>
<p>Ayrıca, ülkemizin gelecek vizyonuna katkı yapacak stratejik araştırmalar ile derinlemesine akademik, stratejik, jeopolitik, sosyal, sağlık, spor, enerji, gıda, teknoloji, hukuk, siyasal, ekonomik ve diplomatik konularla ilgili çalışmalar yapmaktadır. Teknoloji, Ar-Ge ve İnovasyon çalışmalarını desteklemektedir.</p>
<p>Bununla birlikte, ülkemiz için uluslararası alanda rekabet edebilecek etkili politikalar geliştirmek, Faizsiz Ekonomiyi oluşturmak, Asrın Ahilik Teşkilatını kurmak, İslam İktisadını gerçekleştirmek, Faizsiz Ticaret Pazarı oluşturmak, Türk ve İslam ülkeleri arasında sosyal, kültürel, siyasal, ticari ve askeri alanda işbirliğini güçlendirmek, somut, uygulanabilir, sürdürebilir, kısa, orta ve uzun vadeli, milli, yerel, ulusal, bölgesel ve küresel stratejiler belirlemeyi amaçlamaktadır. Nihai hedef; Vatanın ve Milletin Birliğini korumak, Milli ve Manevi Değerlere sahip çıkmak, güçlü Türkiye’nin oluşmasına ve dünyada söz sahibi olmasına katkı sağlamak ve Allah’ın rızasına nail olmaktır.</p>
<p>Strateji Enstitüsü, Stratejik Raporlar, Makaleler, Seminerler, Eğitimler, TV, Gazete, Dergi gibi bilimsel çalışmalar ile birlikte, Strateji Akademisi &#8220;Stratejik Vizyon toplantıları&#8221; ile gündemdeki konuları, uzman konukları ile belirli periyodlarla derinlemesine değerlendirmektedir. Stratejik konulara ilgi duyan, ülkem için bende varım diyen herkesi merkezimize destek olmaya davet ediyoruz.</p>
<p>STRATEJİ ENSTİTÜSÜ<br />
SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ:</p>
<p>https://www.facebook.com/share/1AKGAmquKS/</p>
<p>https://www.facebook.com/profile.php?id=61567581900359&#038;mibextid=ZbWKwL</p>
<p>https://www.facebook.com/stratejidernegiensitusu/</p>
<p>Strateji Enstitüsü (@StratejiEnstitu) adlı kişiye göz at: https://twitter.com/StratejiEnstitu?t=gcHtC8xD6LSEOx2Kqw3swA&amp;s=08</p>
<p>https://instagram.com/strateji_enstitusu?utm_source=qr&#038;igshid=ZDc4ODBmNjlmNQ%3D%3D</p>
<p>Strateji Enstitüsü (@StratejiEnstitu) adlı kişiye göz at: https://x.com/StratejiEnstitu?t=TiyLuIqcy5358qN_dOM7YA&amp;s=08</p>
<p>https://stratejienstitusublog.wordpress.com/</p>
<p><a href="https://www.anadolu16.com/turkiye-icin-calisiyoruz-4/">Türkiye için çalışıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.anadolu16.com">Anadolu16.com</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.anadolu16.com/turkiye-icin-calisiyoruz-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
